öyle ya kader öyle! hep cendere
sığ düşme yürüyüşlerinde,
çığ olur ecelim,çiğ olur tenim
ha düştüm dağımdan, ha düşerim
can bu, diş değdirme damarıma
soğuk kaldırımların
gömleğini giymişim,
sokak lambalarının ışığında
sana boyun eğmişim,
dev aynalı evler yıkılırken üzerime
depreminde bulmuşum seni
bakışın değil sendeki bu acaiplik
tokat misali ezberlediğin ayrılık şarkıları
ya vur mızrağınla dilindeki zehrinide katarak
hedef seçtiğin yüreğimi
yada bırak bu maceracı şımaran katilliğini
benim yetmeyen yanlarım var
Şu martılar buz gibi dert sularını
Kanat kanat öper de doyamaz sanki
Şehrin örtüsünü ve duman yüzlü şairlerini
Bir kaleme damlatır da döker içini inan ki
Ya nöbetler sabahtan kalmış geceye
dur beş dakika
anılarımı sığdırayım
hemen şu valizine
ve git ardına bakmadan
dönmeyi şimdilik unut
valizinden çıkartıp gömleğini
batak her yer kara leke
el bulaştı çarık çamurlu
hata dediğin dolu teneke
dökemedik yere herkes onurlu
yol keser iş başinda haramiler
sen!
soğuk havaların örtüsü
sıcak yaz günlerinin gölgesi
düştüğümde uzandığım
dudaklarım pullandığında
bir bardak suya kandığım
kün feyekün idi tüm müzakereler
alemin fıtratında halk edilen cürm ve beşerdi
kaç tıkalı tarik var ise anjiyosu ayet ve sureler
lal olana hacetten, vel- hasılı nazardan düşerdi
aslen insan ve ten; mürekkebi süren belli
sarı odalı bir ev de
yatak döşek uzanmış seni düşünmelerim
sigaramın izmaritinde küllenen sensin
o mavi gözlerinde sislenense ben
yürü yüreğimin yokuşuna
deli fırtına pencerede şlap şlap
sarı bahardan kaçışan yapraklar gibisin,
sen duvaksız gezinen rafsız dolap
içinde asılı elbisenim sense bir garipsin
uzun yaka giydirir kader




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!