Bir kağıttan gemim var benim,
Engin sularda yüzdürdüğüm.
Dalgalandıkça kara/deniz/in
Sularında köpük köpük…
Hırçın rüzgarlarla boğuşturduğum,
Kağıttan bir gemim var benim.
Kağıt kaleme seslendi:
“Şehrin ıssız koğuşunda
gürültülü bir sancı var.”
Ah hüzünlü sardunyam!
Yine eş’siz düştün toprağa
Vagonların arasına sıkışmış bir yavru kedi
Sadistine sevdalı bir mağdur
Aynada sadece kendini gören kör bir kambur
Çok yerler geçti de
Hiç inmedi,son istasyonu bekledi
göğsünüze
kardan bir kule yaptım
asumana uzanan
öyle gülüp geçmeyin
yıldızların arasından
'ıssız adaya düşsen, yanına
ne alırsın '
diye sormayın bana
kendimi alırım sadece
ihtiyacım olan her şey onda
sağ gözümün soluma
Ey Olimbera’m dinle beni
Sen ki Olimbera
Işık saçarken etrafına
Dilindeki gülleri ben derlerim
Bir lacivert bulut geldi
Dün yine
Yükü ağır bir bulut
Ha yağdı ha yağacak
Arkadaş arıyormuş kendine
Gökte yan gelmiş yatarken
Olmayacak dualar ettik
Amin’ler havada asılı kaldı
Ruhsuz ruhlar diyarına daldık
Sesler rüzgarın eteğine dolandı
sarhoşluğu yalnızların
devran döndükçe esen
fırtınası bahtsızların
şiir dallarında ötüşen
sevdasıdır kuşların...
Mavi bir serçe gördüm dün gece
Rüya işte…
Öylesine maviydi
Sessiz ve masum
Biraz kırgın, biraz şaşkın
Alev gibi masmavi…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!