Karanlık en güzel tonlarını giydiğinde,
Yıldızlar süslemeye başlıyor geceleri.
Tek bir pencereye sığdırıp gözlerimi,
Resmini çiziyorum karanlık tuvallere.
Gün tıpkı senin gidişin gibi, tutamadım;
Bu yol çok ıradı, dilim varmıyor hâlâ.
Bende neyin varsa bin parça hâlde.
Bakamıyorum papatyaların yüzüne,
Kendimden kaçıyorum heyhatlarda.
Nafile, artık saklanma ayrıntılarda.
Gidiyorum derken son defa bak gözlerime
Kirpiğin alevli ok misali sapla dur sineme
Zaman tozunu savuracak elbet üzerime
Bari bir hançer yarası daha bırak gönlüme
Gidiyorum derken son defa bak gözlerime
Sözlerin bittiği yerde küçük bir noktayım.
Ben değil, bizsiz hikâyeler bitiriyor beni.
Anlamsızlaşan yığınlarca kelime akıyor;
Sözlerin değil de sensizlik boğuyor beni.
Sebepleri tüketip tutunacak yer arar insan,
Tut uyandır kâbuslarımdan
Mecali kalmadı ruhumun
Sensiz kalan sol yanımdan
Durmadan kanar oldum
Tut uyandır kâbuslarımdan
Var mısın gerçekten,
Söyle, burada mısın?
Sesini duyamıyorum;
Sözlerinse bir hayli uzak...
Sahi, ne kadar yakınsın?
Kaç gece tuttum ellerini,
Geceler boyunca.
Ruhun duymadı.
Sessiz sedasız izledim gülüşlerini,
Her birinde biraz daha eksildim.
Tek kelam etmeye dahi kalmadı mecalim.
Yarım kalan cümlenin üç noktası gibiyim.
Öyle bir susmak geliyor ki ta şuramdan,
Ben, durgun deryaların öteki ismiyim.
Bir küçücük ihtimal meselesi artık bu,
Uzun sürmedi mi gözlerinden ayrılalı?
Gün, sensiz kaç kere vedalaştı geceye.
Düşlerimde duvar duvar resmin asılı.
Can kırıkların batıyor aklıma düştükçe.
Uzun sürmedi mi gözlerinden ayrılalı?
Ben benden vazgeçiyorum her gün,
Gülü solunca ne hükmü kalır ömrün?
Durgun bir bedende misafirim artık.
Belki mahşere kalır geri dönüşün.
Zaman alacaklı, bende esirim zamana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!