Farzet ki, kışın tatile çıkan kar, yazın soba kurdurdu!
Farzet ki, dost görünen güneş, bize küsüp kayboldu!
Farzet ki, pire için yakılan yorgan, deve için yakıldı!
Farzet ki, eşeklik paye sayıldı, tüm eşekler adam oldu!
Farzet ki, kendini bilmeyenlere ilim bilmek farz oldu!
Farzet ki, verilen söz tutulmadı, herkes alacaklı oldu!
Dost sevmiş bizi
Sevmek farz oldu
Haddi aşma dedi
Durmak farz oldu
İstenmeden verdi
Vermek farz oldu
Beş parmağın beşi de,
Aynı elde ama bir mi?
Kül aklınızda bulunsun,
Bakmayın insanda Cüze!
Fazlada değer vermeyin,
Ya, Dünya diyen yüzsüze!
Bizim düşüncelerimiz bozulmuşlar canım
Sırtımızı döndüğümüz aynaya, tekrardan bakmamız lazım!
Şeytanla iş tuttuk, aslımızı unuttuk canım
Allah Affeylesin, bizlere Nasuh Tövbesi'nden fazlası lazım!
Vermemeli çiçeklere çok fazla su,
İnsanlara olduğundan fazla değer!
Güneş nefsini besleyenlerin değil,
Beslemeyenlerin başlarını öne eğer.
Ya, ömrümüz otuz yıl olsaydı
Çocukluğumuz rüzgarlar gibi
Gençliğimiz baharlar gibi
Yaşlılığımız yapraklar gibi
Çabucak hemen sararsaydı!
Gözlerimden yaşlarım akıyorken,
Neden ağlıyorsun deseydi,
Elleriyle yaşlarımı silseydi, fena mı olurdu?
Bugün, yarın diye bekliyorken,
Kapıma, çiçeklerle gelseydi,
Sırtını dönersen güneşe yüküne ağırlık gelir
Allah kendini hatırlayan kuluna ferahlık verir.
Şahinin avını yakalaması, gözlerine ve pençelerine bağlı kılınmıştır.
Birisi çok iyi olsa da, bir diğeri yoksa bu onun açlığı ve perişanlığıdır.
Ne gariptir ki,
Uzun cümleler kurarak,
Kazandıklarımızı,
Kısa cümleler sonunda,
Kaybederiz.
Aslına bakarsanız,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!