İkra gibi başladım sevmeye, hafız, onu.
Her seferinde besmelesiz sevemedim.
Bakara gibi uzun uzun seyrettim,
Firdevs’imi seyreder gibi gözlerini.
İnşirahlar yolladım, binbir renkli balonların içine koyup kaç gece gökyüzüne;
Kıyamet gibi bitmesin,
Mahşere kadar sürsün diye.
Onca hasrete, özleme inat,
İnandığım mucize olsun istedim, hafız.
Yokluğuna inat, varlığıyla yaşarken
Çıkıp koca ömürden bir an olsun gelsin dedim.
Başını göğsüme koyup,
Deli sevdamızı yudum yudum içimize çekmek vardı.
En parlak yıldızın altında
Aşkın mutlu biten hikâyelerini,
Kelebeğin bir güne sığan ömrünü,
Bûtimar kuşunun sevgisini,
Ateşe düşünce yanmamanın sırrını
Vatanım bildiğim boynundan
Öpe öpe anlatmak istedim, hafız.
Çiğneyip bütün yasakları,
Dalmak bütün eskimiş düşlere rağmen
Soluk soluğa, nefes nefese
Olmak vardı gelseydi, öyle işte.
Ve ben...
Hiçbir şairin kaleminin yazmadığı
O muhteşem şiiri vuslata sakladım.
Belki ulaşır,
Belki kör bir postacının elinde kaybolur gider.
Nedir diye sorma, işte sorma.
Bir kadını diz kapaklarından öpmek kadar âlâ şiir görmedim,
Gözleri hariç.
Çünkü dizlerinden öpmek;
Çocukluğundan bu yana
Tüm düşmüşlüklerinden,
Gözüken, gözükmeyen yaralarından,
Kanından, izlerinden,
Acısından, incinmişliğinden, kırgınlığından...
Öperken dudaklarım kan revan içinde kalana dek,
Şifa niyetine demek değil miydi, hafız?
Daha konuşmaya başlamadan
Parmaklarımla dudaklarına dokunup,
Bir daha anlatıp yaralarının kanamasına
Müsaade etmeden,
“Dur, senin anlatmak için sözlere ihtiyacın yok,” deyip,
Gözlerinin içine bakıp da
Söylemek istediğini anlamak istedim.
“Çok düştüm, parçalandım, örselendim, yaralandım,
‘Öp de geçsin’ diyemeyen bir kadının
Kimseye anlatamadığını...”
“Gerek yok, ruhun ruhumla aynı dili konuşuyor zaten,” deyip
Dizlerinden öpmek değil miydi
Sevdanın kanunundaki yeri, hafız?
Ben de bilirdim aşkın kanununda
Kadını avuç içlerinden,
Parmaklarından,
Bileğinden,
Köprücük kemiğinden,
Boynundan,
Omuzlarından,
Alnından,
Yanaklarından,
Dudaklarından,
Gamzelerinden öpmek
Aşkın yaratılışında var.
İstedim ki diz kapaklarından öpmek de
Sevdaya dâhil olsun.
Ah hafız, ah!
Ne ayıptır ne günahtır;
Bir kadını çaresizliğinden ve bir o kadar da
Her düştüğünde ayağa kalkma gücünden dolayı
Önünde eğilip dizlerinden öpmek
Onu onore etmek değil midir sevdanın özü?
Onca sabrına,
Yaralanışına,
Gücüne, kudretine rağmen
Sancılarıyla, sarsılmışlığıyla
Geceden sabaha dönerken,
Tüm derdinin, acısının üstüne
Tebessümünü kapatıp,
Kırılmak yerine
Bükülmeyi yeğleyişinin önünde
Hayran hayran, saygıyla eğilmekten öte
Bir şiir var mıdır, hafız?
Sen söyle, sen söyle...
@dsız..
Yağmur Gözlüm Hasret
Kayıt Tarihi : 3.04.2026 00:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!