-Şaşırmaya gerek yok-
Fırtınada, hele bak, gözleri oğmuşu var.
Gecede, baykuş diye, kanarya koğmuşu var.
Parsel tutan kuşları merak edersen eğer;
Bir doğanın doğmuşu, bir de er doğmuşu var.
Bir parti, dolaştı da, memleket illerinde;
Ciddiyetten nasibi almadı, dile düştü.
Tarihten nam gelmişti, durmadı ki yerinde;
Kendini güç fiyata salmadı, ele düştü.
Bazen baktı kadına örtüler arasından!
Bir gemi konulsun derya üstüne;
Motoru olmazsa, yürüyemez ki!
Rüzgarı kesilse yelken yüzüne,
Kendini, yön bulup, sürüyemez ki!
Beklenilen rüzgar, değişik eser.
Filistin toprağında üstüste bela varken,
Bir kaç kendini bilmez yollarını şaşırdı.
Feryat ve inlemeler her tarafı sararken,
İsrail’li askeri, çözüm sanıp kaçırdı.
İsrail’in ordusu hiddet gösterdi buna;
Gökten yağmurları indirdi Rabbim.
Sularla yıkandım, elhamdülillah!
Boy veren mahsule hayrandır kalbim;
Yedim de beslendim, elhamdülillah!
Denizi seyrettim. Dalga ve köpük.
-Bilgi verilmeyen işlem-
Bir adam, doktor olmuş, ilimle haşlanmadan;
Ahlak çimentosunu, alıp da taşlanmadan.
Bir kadın, dert yüküyle, düşmüş neşter önüne;
Yumurta haznesini, almış bağışlanmadan.
-Futbol sporu bozulmuş-
Futbolun üzerine, belirsiz bir şey düşmüş.
Edep sıvışıp gitmiş, edepsizlik üşüşmüş.
Topu koşturulan yer, saha kalmıştır belki;
Tiribünler 'çüş' olmuş, arenaya dönüşmüş.
-Böyle mi olmalıyız? -
Biz, tuhaf insanlarız; çevremizi süzeriz!
Biraz varlıklı isek, varlıksızı üzeriz.
Ya direkler dikeriz kaldırım üzerine;
Ya da, gösterişi bol otoları dizeriz.
-Politika meydanı-
Bu meydanda boy veren, arar elbet nasibi.
Kimi, her tipten yana; kimi, tavlar garibi.
'İp' denen nesne çıktı birden bire ortaya;
Dolaştı kürsülerde, sahipsiz cevher gibi.
-Söz, İsrail'de:-
İsrail, Hizbullah'a, ''Neysen, bileyim! '' demiş.
''Lübnan'ın toprağından, itip süreyim! '' demiş.
Nasrallah'a seslenmiş, ''Çık orta yere! '' diye;
''Canını, senden alıp, Hakk'a vereyim! '' demiş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!