Şu ufacık dünyada neler gelmez ki başa,
Mutluluk, neşe, elem ve tasa,
Herkeste bulunur birazcık husa,
On pare köy içinde, paşadır Atkaracalar.
Düşman ayak basmamıştır yoluna.
Gözlerim seni arıyor,
Geçtiğim her köşe başında.
Ellerim mendil oluyor,
Damlayan gözyaşımda.
Mah cemalin gitmez oldu gözümden,
Benim güzel çocuğum,
Okuyup da ne olacaksın?
Merkep kuyruğu gibi,
Yerinde sayacaksın.
Halime bak da ibret al,
Sevdim seni deli gibi; yosmanın kızı,
Sen bana acı çektirdin, acı,
Sen tavşan oldun ben de bir tazı,
Kovalayıp durdum seni yıllarca.
Acımadın bir kez olsun bana,
Yıldızlar mı değişti? Fal mı değişti?
Neden ümit vermiyor?
Sevgiler mi değişti? Yar mı değişti?
Aşka vefa duymuyor.
Şarkılar mı değişti? Söz mü değişti?
Hiç neşeli çalmıyor.
Yelpazenin batısındaki kara bulutlar,
Sanki umutların bittiğini söylüyor,
Bunca çabanın, emeğin, özverinin,
Heba olup gittiğini söylüyor.
Memleketimin dikeni,
Gül oldu nazarda,
Demet demet sıralanmış,
Buram buram tüter bende.
Toprağı, havası, suyu,
İşsiz delikanlıların hepsinde bir neşe,
Seçilme yaşını indirince yirmi beşe,
İşsizliğe çareyi getirdiler beleşe,
Artık yaşımızda genç, Yasamamızda.
Seçme yaşını, seçilme yaşını indirdik,
Usanmadan takip et bıraktığı izleri;
Ardı sıra gittiğin gerçeğin ta kendisi.
Rehberin olsun her an, söylediği sözleri,
O rehber ki; kâinatın eşsiz efendisi.
İki yol var önünde sen, doğru olanı seç;
Yakacak bol deyip verdiler gazı,
Kışı düşünmeden geçirdik yazı,
Ardı gelmeyince kaldı birazı,
Devir hesap devri, caymak yok artık.
Bu ne sonuncuydu ne de ilk oldu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!