Bereketli günlere gebeydi yarınlar.
Tutunacak dalı kalmayan soğuklar;
Sinesine çekilmiş nemli topraklar;
Ölü toprağı serpilmişçesine durgun,
Yufka yüreğiyle, anne şefkatiyle,
Gelecek baharın yolunu bekliyordu.
Kulağında küpesi,
Biraz açık tepesi,
Dört çeker küheylânla,
Bu alemin efesi.
Yaslanmış babasına,
Hep aynı terane çalar derinden,
Dinleyenler aynı, çalanlar aynı,
Zılgıtı yedikçe oynar yerinden,
Ekmeği yarıya bölenler aynı.
Memura verilen öğünlük azık,
Yine yandım aşk narına,
Varamadım hiç tadına,
Şiirler yazdım adına,
Bulamadım bulamadım.
Haftalardı aylar geçti,
Bir masum öpücük,
Büyük aşkın elçisi.
Gözden kalbe giden yolun,
Yegane habercisi.
Geçip gider bir ömür, anılar kalır,
Neye elimi uzatsam, elimde kalır,
Bir tek canım kaldı vermediğim,
Kul alamazsa da, bir gün Allah alır.
Hey gidi günler hey! Bitmez dediğim yıllar,
Üç kuşak bir yaşardık, üç göz odada,
Gözümüz yoktu şatafatta, modada,
Sevgi, saygı, sadakat; her şey alenî,
Evlât halinden memnun, ana duada.
Birer yastık yeterdi, gizlenince gün,
Aramızdaki farkı biliyor musun?
İkimizde aynı havayı soluyoruz.
Sen, nefes alıp, veriyorsun;
Ben, burnumdan soluyorum.
Sonrasını hiç sorma;
Sensiz hep karanlık gündüzüm benim,
Dünyamı aydınlatan güneşimsin sen.
Hep engellesen de söndürmek için,
Kalbimin sönmeyen ışığısın sen.
Gözümden gözlerinin o şuh bakışı,
Uyan artık hey millet! gaflet uykusundan.
Ayrı bırakma kalbini, Allah korkusundan.
Dünya ile Ahret işini yürüt bir arada,
Fakat; uzak durma Ahret sorgusundan.
Kula kulluk etme, ara en ufak hakkını,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!