Son demlerini yaşıyor gibiyim ömrümün
Rüzgar vursa yana devrilecek gibiyim
Bedenim canımı zar zor taşıyor gibi
Adım adım sona doğru gider gibiyim
Sılama gidip geldikce
Geriye dönesim gelmiyor
Bir sızı çöker inceden ince
Soyka gurbete dönesim gelmiyor
Yakıyor gayrı gurbet canımı
Büyüklük taslamak hazım değil
Çok bilmişlik tarzım değil
Şart koşmak farzım değil
Bilen bilir beni
Söylemeye gerek yok
Söz verdim ali dosta
Senden gayri dost bulmadım
Başımıda çalsam taştan taşa
Ondan gayri vazgeçemem
Bu aşkın tarifi olmaz
Bir alınan attın beni gurbete.
Durak oldu benim döşüm dertlere.
Her seferde mağlup oldum feleğe.
Şu gurbet yarama merhem olmadı.
Dostum yok ki gidem dökem içimi.
Günler oldu eriyorum mum gibi
Sele karıştım kum gibi
Yolumu çevirdi kar boran tipi
Yolumu yokuşa sürmeyin benim
Dindirmedi tabip yürek sızımı
Bir çay keyfimiz vardı
Onunda tadı kaçtı
Çayın olmazsa olmaz arkadaşı
Şekerinde tadı kaçtı
Geldi yine ayın kırkı
Çaya talım ediyoruz
Yıkılsın fakirin barkı
Şükre talim ediyoruz
Cepte kalmadı mangır
Ne kışı belli nede yazı
Ne kareyeli belli nede poyrazı
Serçelerin bitmez tükenmiyen avazı
Mevsimler terse döndü bu sene
Zemheri bahar ayını andırır
İntikamını aldın felek yüreğin soğudumu
Şimdi için rahat etsin
Yak bundan sonra eline kınaları
Toy kurulsun düğün bayram etsin
Kalemine sağlık