Gün kasımın yirmi beşi,
Yoktur oğlumun bir eşi,
Ocağıma neşe geldi
Doğdu evimin güneşi.
Bin dokuz yüz doksan altı,
Bir zamanlar senden nefret ediyorduk,
Seni okul değil de zindan sanıyorduk,
Sende geçen günlere yazık diyorduk
Ama yanılmışız değerini yeni anladık.
İzin yok diye senden yakınıyorduk,
Gece damda yatarken,
Yıldızlara bakarken,
Kalbim neşe doluyor
Yar aklıma düşerken.
Küçükayı yıldızı,
İki seneden beri komşuyduk birbirimizi camdan cama görüyorduk,
Aramızda mesafe yoktu içtiğimiz sigaranın dumanını alabiliyorduk,
Birbirimizi sevebileceğimizi dürüstlüğümüzü tahmin edebiliyorduk
Dostluğa adaydık ama nedense bir türlü selam verip bir birimize açılamadık.
Bizde balkon yetersiz Samilerde yetersiz o nedenle cama çıkardık,
Melek yüzlü hastalanmış,
Migrenmiş başı ağrımış,
Gece boyu hep ağlamış
Geçmiş olsun Melek yüzlü.
Grip var demiştim sana,
Geçmiş olsun arkadaşım geçmiş olsun,
Eşin kısa zamanda kalksın şifa bulsun,
Sen hastane koridorlarında sürünürken
Keyif çattığımı sanıyorsan yanılıyorsun.
Kalebodur fayans saydığını biliyorum,
Bu gün hafta sonu ben izinliyim,
Seni özledim seni görmeliyim,
Seninle sahil sahil gezmeliyim
Haydi durma atla gel bu gün pazar.
Yarın işbaşı doluyum gelemem,
Her tarafım yara bere içindeyken,
Kestin aldın yüreğimi bedenimden,
Yakalarsam çekeceğin var elinden
Sevdamızdan ne istedin zalim felek.
Aşık oldum sevdiğime varamadım,
Ferhat Persler döneminde ünlü bir nakkaş,
Şirin için elma dağını delerken yavaş yavaş,
Sultan Mehmene Banu yaşlı dadıyı yollamış
Git Ferhat’a de ki Şirin öldü ahireti boylamış.
Bunu duyan Ferhat Şirin diye çığlık atmış,
Batıldan Hakka gitsem,
Bu faniden göç etsem,
Bende sultanlar gibi
Vatan uğruna ölsem.
Günah çoksa az olsun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!