Ben Hiç Yaşadım mı?
Size umutsuzluğumu getirdim
Ömrümün gölgesinden
Bir tutam hüzün
Bir tutam gözyaşı
Hayatın güftesinden
Şimdi ay ışığında anafora çekmeliyim yalnızlığımı
Alabildiğine çığlık atmalıyım susarak
Elemim olmalı karanlığın sırça yükü
Ağlayan şiirler yazmalıyım
Ürkek, utangaç ve acılara dokunarak
Taş duvarlara yazdığımız
Sonu hep mapusla biten
Adı ülkücü sevdalarımızı
Satılığa çıkarmış hayat
Alaca vakitlerimizi
Bir eylül vakti tükürdüğümüzü
Bir gün yaktığınız ateşlerde
Söndüyse yüreğiniz
Sakın gözünüzü açmayın
Çünkü ben ordayım
Belki sizin nasır tutmayacak gözyaşlarınız
Ansızın düşebilir gökyüzü içinize
Ve ansızın yanabilir gece
Eski bir şarkı geçebilir kapınızdan
Bir sokak lambası ses katabilir sesinize
Yalnızsanız ayrılık arifesinde
Pusulası şaşmış zamanlarda
Har vurup harman savurduğum
Zembereği kopmuş gençliğim
Ağırıma gidiyor anne...
Balistik inceleme sonucuna göre hayatın
Kurtulma şansı tanımadan umuda
Kısa mesafeden ateşlenmiş ihanet
Ve iki kaşının arasından vurulmuş sevda
Yalnızlığın cirit attığı kalabalıkta
Susunca
kokutulan vakitlere
kefenler biçtim
Gün geçti
sesi kaldı sessizliğimin
Hayatın ortasında ararken mutluluğu
Üzüldüm acılarla tanıdım burukluğu
Sade yüzlü gözüken dostun mızrap telinde
En ağır yaralarda silah dostun elinde
Yine yalnız çaresiz çareyi doğurturken
İnce uçlu bir çığlık eksilmez yüreğimden
Küllerimizi yüklediğimiz
Kağıttan gemilerimiz
Fırtınalara boyun eğmeyen
Yüreklerimiz ve biz
Sevgiye adım atan
Betimlemeleri çok güzel ve canlı, yaşayan şairden nefes alan şiirler başka söze gerek var mı? :)