Tanrının nurlu ayaklarına kapanıp isli ruhumla
Bin kere tövbe etsem ne olur
Alnımdaki kara bir uğursuzluk
Dağılırken bedenimin her zerresine
Bin kere pişman olsam ne olur
Ünlerim...
Derin bir mağaranın nemi sinmiş
Çıplak sesimle yazgıya:
“bir bir atıyorum yalan dünyanın artıklarını
her gece yakıp küfrün ocağına...”
Ter, gözyaşı gerekirse kan harmanı toprağıma,
ekiyorum emeğimle katışık aşkımı.
bilmem yakışır mı?
yokuşlara menekşe,
ama sen aldırma gök gürültüsüne,
aldırma akbaba sürüsünün homurtularına.
kendime çektirdiğim tüm acıları
içimde affetmeye çalışan bir dimağ
cinnet geçirirken buldum gerçeği
bırak...kim sorumluysa çeksin yükünü...
ölüm kaçılası bir gudubet değildi
Sevgililer Günü'ne....
Aşkın selâmını ver
............Selâmı isteyen yerime…
Asılı kaldı bir ten,
Tozlu dokunuşların odasında
Yabancı bir ten giyinmeye kalksa titreten
Aynı anda bakamadık bir ağacın arkasından
......................................sAnA...
Yaşandı mı gerçekten
Hayal meyal anılar?
Kapıdan girişini
Mercanın adı yasa
İçinde sen…
Sen aynaya bakıyordun
Ben yansına…
İnsanlar,
Yalan söyledikleri kadar
Yaşlansalar
Kaç mevsim
Olurdu bahar?




-
Erdal Kök
Tüm Yorumlardeğerli arkadaşım seni seviyorum şiirin çok güzel yüreğine sağlık bu şiiri bize okuma imkanı verdiğin için teşekkür ederim