penseyi ben kaybettim usta
matkabı, çekici
biliyorum işimi de kaybettim
yine de içimde bir yaşama sevinci
bir yaşama sevinci ki
boş ver kaybettiklerimi
istanbul'da gördüm seni
bir metro durağında oturuyordun
eteğin eylülü uçuruyorken
baktım bacaklarına
bunu kötüye yordun
oysa kar yağmıştı saçaklarına
tam yirmi asırdır
insan pozu veriyoruz dünyaya
kıtalardan kıtalara
tek kıta şiirin bile gereğini yapmadan
yüzlerce kıta ezberliyoruz
kıtalara katılıp
dönecektim
hüznü yanlış mutluluklarla dövüştürmekten
alamadım seni pencereden
geceler boyu pervazları öptüm
bir parça kokun sinmiştir diye
iyi ki nefretim var
yoksa nasıl savunacaktım
dünyadan kovulmuşluğumu
ve memeleketimden
ey harita çizicileri
geçemedik gündelik gürültümüzden
oysa gök geçiyor üstümüzden
anlıyor musun
ilk kanat sesinden ayrımsadım vapur güvertesinden
seni çaldığım ilk cumartesiden
çiçekli eteğine koymuştum başımı
çöz ellerini boynumdan
ekmeğe gitmeliyim
süte gitmeliyim
kömüre gitmeliyim
ve kiraya
yüreğini vur çırpıya
bak filistin çırpıdan hariç mi
...
iki tür çıplak var
birinin apışı barkodlu
birinin tavuk derisi gibi
kim bilir nerdesin
mutlu musun
çiseli bir hava
şimdi dışarıda
ne güzel dolaşırdık kol kola
öyle uzun
öyle neşesiz
öyle soluksuz ki şimdi rıhtım
o gelmeseydi
rıhtıma kim bilir neler anlatırdım
siz kıyısız rıhtım gördünüz mü hiç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!