öyle gün olur ki
terk edilmiş bir kedi gibi üşürsün
yine de kıyamazsın bazı dostlarına
yüzünde yalan huzurunu bölüşürsün
aklına gelse de telefon rehberin
uyanan sevincin değildir
bir bakmışsın içinde bekliyor hala o kadın
saçlarıyla yüreğini örtüyor
senin bilmediğin bir hasret
cam kırıkları gibi ufalanıyor onun gözlerinde
senin ummadığın saatlerde
kalbini bir kayıkla gönderiyor sana
sizin hiç kuşunuz öldü mü
kafesi açtığınız gün
işte öyle bir hüzün
öpüşme lekesi gibi yapıştı
ağzımın kıyısına
...
leğende
annemizin ellerinde yıkandık biz
hiç anlatılmadı bize merhametsizlik
bu yüzden böyle kolay kandık
boynumuza sarılana
sonra...
konuşmuştuk bunu seninle
hiç dinmeyecek üstelik hiç demiştin
göğsünde çırpınan dalgalar
ya bu aralar hep böyle gidişin
dallarımı kıra kıra gidişin
fesleğen sevdim
bu şehre geldikten beri
yitirdim kalbimin sesini
duyamıyorum
makinelerden değil
motorlardan değil
korna sesleri
Gidersen
Lütfen sızılarımı da gider
Hem aynı dünyayı özlemiyor muyuz seninle
Dinle
Sen yalnız ıssızlığımı değil
susarsam dağları oynuyorum
konuşursam denizleri
ve sevdiklerim anlatır mı bilmem
öpünce gökyüzünde kalan izleri
öpünce denizleri oynuyorum
yanınca dağları
Şehirler arası bir otobüsteyim
Yolcuyum yirmi iki numarada
Bir adam var arkada
Kesik kesik öksürüyor
Öksürdükçe sallanıyor aklından geçenler
Düşecek diye korkuyor çocuk
her buluşmada
gömüyorum yüzümü saçlarının kokusuna
böylece utancımı saklıyorum
şimdi gelelim şu ayrılık konusuna
ilk neremizden ayrılsak uçurum
dokundukça boynundaki yosuna




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!