bu aralar
dizelerden bal süzerek
ne kadar sıvadıysam yüreğimin çatlaklarını
yine de üşüyorum
- ellerimde terkedilmiş bir it titremesi –
(Ferah YILMAZ'a...)
yarım asır kaç kavga eder hayatta
kaç intikam
kaç yaslanış dingin bir omuza
bunu sordum adınıza
kelebekleri dinle dağları öğrenmek için
ellerimden tut
çıplak ayaklarınla ezdiğin bir cümleyim
kaldır
öp
ne kadar öpersen o kadar süngüm var
Aslı istedi diye...
seni özledikçe içimde bir serçe çırpınıyor
yoruluyorum avuçlarımda o turuncu yıldızı saklamaktan
bir kayık alıyor beni her gece rüyamda
senin tenha kıyılarına götürüyor
bazı kadınlar vardır
yanınızdan bahar gibi geçer
peşinden bakakalırsınız
aklınızda hiç olmayacak düşünceler
bazı kadınlar vardır
hani iptal edilmiş tren istasyonları vardır
kuşları yaşlı, bankları kırık, rayları paslı
ne çok benziyorum böyle bir istasyona
beklemek tedavülden kalkmış gibi
ellerim ağır
götür demiştim sana ellerimi
yavrucağım demek geliyorsun dünyaya
tavşanı ürkekliğinden sev gelince
ve öncekiler adına özür dile kendisinden
sonra çık
ürküten kim varsa eğit onu yeniden
kaşları ömrümün parantezi gibiydi
her cumartesi
açtı
kapadı
çok sevdim
ne cepte eşitim seninle
ne cephede
bilmeyen de yoktur zaten
neden senin cennetin peşin
benimki veresiye
buradan tutup diyorum ki
önce dağıtmalıyım saçlarını
kıraçlarını ıslatmalıyım
bütün pencereler buğulanıncaya dek
soluk soluğa koşmalıyım
zaptetmek için yüreğindeki kaleyi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!