Vardı,Hz.Ebu Bekir’in,Habeşli bir kölesi,
Getirir akşam ona,yemekle dolu tepsi,
Sormadan koymaz asla, nereden geldi derdi,
Unuttu bir gün Hazret,hemen yedi yemeği.
Musul'da kurulmuşdu,büyük Babil Devleti,
O yıllarda baştaydı,Nemrutun avanesi,
Aya,güneşe tapan,müşrik idi milleti,
Gönderildi onlara, Hz.İbrahim peygamber.
Ölüm var,yakalar seni,
Verirsin o tatlı canı,
Herkesin kalacak malı,
Ölüm var yakalar seni.
Fethi müyesser oldu,Aziz İstanbul'umun,
Fatih dedi durmayın, hemen bir cami kurun,
Ustası işi bilen,hakiki usta olsun,
Camimiz fethimize,adeta bir tac olsun.
Ölüm denen vaka, hayatın sonu,
Sonu olan değil,dünyanın sonu,
Başlar orda hemen, ahiret yurdu,
Ölümdür ahirete,varılan köprü.
Ölüm aklımdan çıkmıyor,
Azrail beni bekliyor,
Geçen gün geri gelmiyor,
Ölüm aklımdan çıkmıyor.
Annem iki yılım,geçti sensiz yine,
Unutmam ki Annem, seni bir an bile,
Gecemde gündüzüm,rüyam hep seninle,
Olmuyor ki Annem,sensiz her gün çile.
Yaktı yüreğimi ah,yine Dersim,
Nerden çıktı bu,unutmuştu beynim,
Halk Partiye arttı çok kinim,
Oy Dersim oy,yandı bütün ocaklar.
Resul, şefaatcidir, bütün kullara,
Şefaat, hem dünya,hem de ukbada,
Kıyamette vardır,şefaat-i Uzma,
En büyük şefaat,mahşer yerinde.
Resulün kölesi Zeyd Bin Harise,
Yola çıkarlar münafık biriyle,
Yolda konaklarlar bie harabede,
Uyuyan Zeydi bağlar,münafık bir iple.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!