Yalan bir rüzgârın kucağında savrulmuşum ben meğer,
Bakışlarında küçük bir kırıntı şefkat aramışım boşuna.
Gözlerin her değdiğinde gözlerime, bir umut doğar sanmışım kendimce,
Oysa sen, kalbindeki buzları eritmekten bile korkmuşsun.
Beni bir gölge gibi izlemişsin de, bir nefes kadar yakın olamamışsın,
Sen hiç sevmemişsin ki beni, sadece yalnızlığını avutmuşsun.
Bir akşamüstü dökülen yapraklar gibi sessizce gittin,
Arkanda fırtınalar bırakan o devasa boşluğunla.
Sözlerin birer hançer gibi saplanırken ruhumun en ücra köşesine,
Yüzünde o kahredici, o hiçbir şey olmamış ifadesi...
Sanki bu aşkın bütün yükünü ben tek başıma sırtlanmışım gibi,
Sen hiç sevmemişsin ki beni, sadece sevilmenin tadına bakmışsın.
Ellerin ellerimdeyken bile ruhun hep başka diyarlardaydı,
Bir yabancıyı ağırlar gibi soğuk ve mesafeliydi zaten gülüşün .
Kurduğumuz tüm hayallerin altını sen kendi ellerinle kazmışsın,
Ben bir saray inşa ederken, sen sadece yıkılmasını izlemişsin sessizce.
Her fedakârlığımda biraz daha eksilmişim senin karşında,
Sen hiç sevmemişsin ki beni, sadece varlığımı bir alışkanlık olarak kullanmışsın.
Geceleri uykusuz bölünen rüyalarımın tek faili sensin,
İçimde dinmeyen bu sızının, ve bu amansız yaranın tek mimarı olduğun gibi,
Sana adanan her dize, aslında bir ölünün ardından tutulan yas gibi,
Kalemim kağıda küsmüş, mürekkebim kan ağlıyor artık.
Ben senin için dünyayı yakmaya hazırken her saniye,
Sen hiç sevmemişsin ki beni, küçük bir kıvılcımdan bile kaçmışsın.
Şimdi hangi aynaya bakarsan bak, orada kırık bir kalp göreceksin,
Hangi sokağa girsen, hangi yola çıksan adımlarımın yankısı çarpacak yüzüne.
Zaman her şeyi unutturur derler ama bu ihanet unutulacak gibi değildi,
Kendi yalanlarında boğulurken bir gün beni arayacaksın.
Fakat o gün geldiğinde, ne bir ses ne de bir iz bulacaksın ne bedenimde ne kalbimde,
Çünkü sen hiç sevmemişsin ki beni, sadece kendi yansımanda kaybolmuşsun.
Gidişin bir bitiş değil aslında benim için, ağır bir uyanıştı sadece,
Senin sahte cennetinden, gerçeğin cehennemine düşmekti düştüm ve gördüm.
Artık ne adın bir anlam taşıyor dilimde, ne de anıların bir hükmü var eskisi kadar ,
Yüreğimdeki o büyük yangını söndürdüm, küllerini de rüzgâra verdim artık.
Ve; anladım ki sevmek, senin gibiler için sadece bir kelime oyunuydu,
Sen hiç sevmemişsin ki beni, sen sevmeyi hiç öğrenmemişsin bile.
Veda vakti geldiğinde iş yine bana düştü
Ve;İşte o an anladım ki bu hikâye çoktan bitmiş,
Sadece son noktayı koymak bana düşmüş.
Kayıt Tarihi : 8.05.2026 11:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!