Halikarnas da doğmuşum,
Karya ülkesinin en güzel şehrinde
İsa'nın henüz doğmadığı zamanda
Artemisia , Cesur yürekli savaşcı
Yönetirdi Halikarnas'ı.
Gri merdivenlerin , siyah taşların
Gizemli öyküsünün bitmediği ,
Güçlü öyküleri olan insanların ülkesinde
Heredot derlerdi Ona
Katıldı büyük hayalleri olanların arasına
Gençliğinin en devrimci duygularıyla
Şair amcası Panyasis’in
Özgür insanlar hareketine
Mücadele zor ve acımasızdı,
Ne yargılama ne hapis ,
Yalnızca ölüm vardı,
Her an ve her zaman.
Kalbinin en ateşli sol yanına kazıdı,
Yoldaşlarının düşüncelerini.
Vuruldu Panyasis Atina sokaklarında
Gecenin en olmaz saatinde,
Zeytin ağaçlarının altında,
Toprağa veriyorlardı yoldaşlarını,
Şair ve özgür insanlar topluluğunun öncüsü,
Panyasis yoldaşlarını.
Taç yaptılar yapraklarından
Zeytin ağacının,
Dağ çiçeklerini topladılar, son kez verdiler elleriyle Panyasis'e.
Rüzgâr, helen diyarının hüzünlü şarkılarını söylüyordu,
Acının, geleceğe bıraktığı azmin tınılarıyla.
Tarihin tozlu yapraklarında devrilirken
Hanedanlıklar birbiri ardına,
Gri merdivenler, siyah taşlar
Gizemli şarkılarını söylüyordu,
Rüzgârın eşliğinde , sakince akan nehirlere.
Heredot ayrılmak zorunda kaldı dostlarından,
Nice mevsimler geçti,
Genç fidanlar Meyveye durdu,
Üzüm bağları dönüştü tadına doyulmaz şaraplara,
Yeni doğan çocuklar koşmayı öğrendi,
Zeytin ağaçlarından zeytin toplamayı, akranlarıyla
Savaş oyunlarını öğrendiler
Heredot , öğrendi İON lehcesini
Uzun ayrılıklarının bitmeyen saatlerinde,
Ne varsa çevresinde bir başka gözle baktı,
Gizemle başladı yazmaya,
Gri merdivenlerin siyah taşların öyküsünü.
Gizemli yolculuğunda sokak sokak dolaşıyor,
Taş kıran köleleri,
Taş ustalarını gözlüyor,
Zeytin toplayan yoksul insanları,
Onların efendilerini izliyordu.
Başka bir şeydi yazdıkları
Tarih denilen bilinmeyen,
Öykülerle çıkıyordu ortaya
Heredot çok yer dolaştı,
Ne çok insanla konuştu,
Nil nehrinin Mısırı gezdi.
İnsanın gücünü , zayıflığını,
İktidarın Göğe yükselişini gördü,
Üzerinde yükselen isimsiz köle emeğinin.
Ege'yi , Akdeniz'İ, Babil'i ,
Karadeniz’in bütün kıyılarını,
Yunanistan'ın sokaklarını,
Asya 'nın gizemli insanını,
Çelişkilerini gördü.
İnce narin bedenlerini,
Dünyanın en güzel kadınlarının,
Gizemli kıvrımlarının saçtığı
Mutluluğu yazdı, sevdi sevildi.
Sabahlara kadar konuştu, dinledi
Gün yüzü görmemiş diyaloglardı,
Güneşin kızıllığı kadar çılgın ,
Ve çekiciydi
Her yerde bir değil, çok sevdiği
Kadını vardı.
Borçluydu kadınlara gençliğini diriliğini
Bazalt mermer sütunlarının nasılda parıldadığını gördü,
Köle emeğinin ödenemez karşılığında.
Nice savaşlar,
Nice acılar yaşadı.
Yoruldu bedeni ve birgün,
Farkına varmadan kimse,
Uzandı Gri merdivenlerle kaplı siyah taşların üzerine,
Öylece kaldı.
Rüzgâr hüzünle dolanıyordu etrafında,
Zeytin yapraklarını toplayıp,
Usulca bırakıverdi üzerine.
Ne İsa ne de havariler'i ,
Hiç biri yoktu yeryüzünde,
Yeryüzü sayısız Tanrıların
Vatanıydı o zamanlar.
Heredot Gülümsüyordu onlara,
Gri merdivenler ve siyah taşların
Gizemli öyküsünde.
Doğan Yıldırım 2
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 10:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!