Bak şu Munzur’un boyuna posuna bakmadan akışına,
Yeşil ormanlar arasından salına salına süzülen suyuna
İki yakasındaki yabana kucak açan deli deli çağlayana
Bakın hele şu kırk gözeden fışkıran suyun berraklığına
•
Dağ keçileriyle yayla ve dağları vatan seçen yabanına
bir alev ki,bir o yana,bir bu yana dalgalı dalgalı
karanlık çöker aniden aydınlığa,
zanerdersin ki cehennem ortasında sırat köprüsündesin,
alev alev sarar bitmeyen çileler dört köşe umutlara...
Bir alev ki,bir o yana bir bu yana
dalgalı dalgalı yanarken fırtına ve boran,
karanlık çöker aniden aydınlığa
Benim büyük ağabeyim 1949 yılında Akçadağ Köy Enstitüsü mezunudur.Önce Manisa,sonra Tunceli Hozat,sonra Tunceli Milli Köyü,1953' te Nazımiye (o zamanki adı) Sayrik Köyü'ne öğretmen olarak geldi.Köyümüz üç mezreydi,fakir bir köydü.Arazi az,meyve ve sebze bahçesi yok denecek kadar azdı.Sadece tarla sınırlarında elma ve armut ağaçları vardı.Onuda sadece sahibi koparabilirdi.Beyaz dut halamın bahçesinde vardı,tanıyordum,fakat karadut yoktu.Köy okulumuz 1949'da imece usulü yapılmıştı.Öğretmen lojmanı vardı.
Ağabeyim gelişinin yazında babam ,amcam ve akrabalarımıza planlarını anlatırken, köylüler destek vermediler.
Ağabeyim babam ,amcam ve uzak bir akrabamız yardım ederek,köyün alt tarafında yazın kuruyarak suyu kumda kaybolan derenin en dar yerinde duvardan set yaptılar.Sonra kanallar açılmaya başlandı.Dinamitle kayalıkları patlatarak su arkı kazdılar.Bizim tarlamız ve bahçe yerimiz köyün en alt kısmında dere kenarıydı.Tarlanın alt kısmı selin getirdiği kocaman kaya parçalarıyla doluydu. Bir ayda iki dönümlük bir alan manila denilen kalın demirle kayalar temizlendi.O taşlarla dereboyu duvar ördüler.Böylece sel yolu değişti. Ağabeyim Elazığ ziraat Müdürlüğü'nden kavak,söğüt,daha nice tanımadığım meyve ağacı fideleri ve tüm bildiğimiz sebze tohumları getiirmişti,köylülere dağıtmak için.Önü kapatılan derede su birikmeye başladı.Evin en küçüğü olduğum için çok meraklı ve atiktim,her gidene takılırdım.Bu gün hala o ilk suyu akıtmaları gözümün önünden gitmiyor.Ağabeğimin omzunda kürek biz kardeşler arkasında arkta suyu takip ediyoruz,kaçak varsa kapatıyorlar.
Ağaç mı,
daha Nazım Hikmet'i bilmeden ufacık bir çocukken bahçemizdeki ağaçların dalındaki erik ve kaysıları koparır ,dut silkeler,vişne toplar,dut dalına salıncak kurmak için tırmanırdım...
Ağaç mı
Hep
biraz sakin bir ortam olsun
diyerek
Umut etmek var hayalimde,
Nerdeee...
gezer bu şans bizde,
gökyüzü parlak hatta turkuaz
yağmur siyen siyen adı ahmak ıslatan
güneş şaşkın bir çıkar bir batar
bense içimdeki senle ince sohbetteyim..
diyorsun ki yaşam dediğin nedir
Yıl bin dokuz yüz altmış dokuz bahar ayları
Umut kapısı açılmış işçi diye Almanya'ya
Aslan yürekli hanımım çıktı gurbet yoluna
Üç ay sonra davetle bende vardım yanına
*
Yalnızlık girdabına takıldım dönüyorum,
Umutlar kavgalı birbirinden ayıramıyorum,
Yüreğim büyük sıkıntıda sakinleşmiyorum.
Kalem dertlerimi yazarken Allahım ağlıyorum...
24 Aralık 2017 Club Güneş
dağlarındayım
sıra sıra uzanan ülkemin dağlarında
kar tipi borandır ufukları
öyle bir yüksek ki,




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarAğzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...
Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
Sevgi, saygı, muhabbetle...
Öğretmenler Gününüzü içtenlikle kutlarım,
Saygı, sevgi ile daima...