Insan nisyan ile maluldür derler, ne efsunkâr bir yalan
ben o yarım kalan cümleyi, o dilsiz cehennemi
çoktan sildim sanıyordum.
kendimi dipsiz uykusuzluklara, sağır masalara,
kâğıt kesiklerine vurarak
unutuşun o paslı şerbetinden içtim, nihayet bitti diyordum.
kendi içimin hudutlarında bir haymatlos gibi savruldum aylarca
bütün eşiklerden kovulmuş,
kimliksiz bir persona non grata idim sensiz.
oysa söndürdüğümü sandığım yangını,
meğer küllerin altına saklamışım.
sonra o kurşuni kalabalığın ortasında,
bir tebessümle yarıldı zaman.
sen gülümsedin,
benim boğazıma dizildi üstünü örttüğüm bütün baharlar.
yüzünde beliren o üç gamze...
o üç gizli mühür, o üç derin sızı.
gülüşünün kıyısında diz çöktü bütün puslu sürgünlerim,
bir mültecinin anayurduna ayak basışı gibi sarsıldım,
darmadağın oldum.
nasıl feci bir yalanmış benim o görkemli, o mağrur direnişim
nasıl zavallı bir avunmaymış, vatansız geçen o koca zaman.
insan, ait olduğu topraktan bir milim bile uzağa düşemezmiş
yüzündeki o üç çukura iltica ettiğim an, kanayarak anladım bunu.
severek ayrılanlar, aslında o şehirden hiçbir yere gidemezmiş.
sen o gürültünün içinde,
öyle ıssız, öyle ömrüm gibi gülerken;
bütün sahte kimliklerimi, bütün pasaportlarımı yırttım attım oracıkta.
unutmak dediğin, sadece aklın uydurduğu korkak bir masalmış.
ben seni hâlâ,
o üç gamzeye yüzümü sürer gibi,
bir mültecinin vatanına ağlayışı gibi,
hudutsuz
vatanım diye seviyorum.
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 15:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!