Adımlarım gölgemi kovalarken izbe sokaklarda
Gecenin karasında kaybolur bakışlarım
Kaldırım taşı gibi sertleşen yüreklere
Umut aşılamaktı benim niyetim
Niyetten öteye gidemediğim
Cehalet dağında kaybolmuşum ben
Gerçeği yansıtan hal öğretmenim
Şehirden şehire savrulmuşum ben
Beni arayıp da bul öğretmenim
O masum gülüşün tatlı ve serin
~Cevat Akkanat.~
Manayı şiire derip de çattı
Bildiği ne varsa bir bir anlattı
Adıyla Namıyla o Akkanat’tı
Şiirden damlayan bal Cevat Hocam
"OL, DER ve OLUR."
"Kün feyekün" emriyle semaha durur gökler,
Rabbini selamlıyor arşa çıkan melekler.
"Ol"emriyle olduran o yüceler yücesi,
Dallarım kırılmış konmuyor kuşlar
Gençliği elimden aldı mı yıllar?
Bilmeyen ne bilir hep beni suçlar
Suçuma kefaret oldu mu yıllar?
Bir acı kahvedir dilinde sözün
Sinemde aktı da sevda çeşmesi
Susadım sanıp ta bakan olmadı
Gönlümde yeşerdi aşk çiçekleri
Eğilip bir nefes kokan olmadı
Yıllardır hep hayallerle yaşadım
Hayatı sırtlanmanın zorluğu
Eylüldür biraz
Ondandır puslu bakışlarımda
Yaprak yaprak
Okunan yorgunluğum.
Vatanıma düştü ateş
Yandı yürek yandı kardeş
Ölümüz şehittir bizim
Makamı cennet
Sizinse diriniz kalleş
Gönül yarasına merhem sürülse
Beklenmezdi derman yar gelsin diye
Kalemi kırıp da defter dürülse
Güzel gözlerindi ömre hediye
...türkmenkızı...
Har' a dönen bu yüreğim
Bir alevse külü sensin
Daha sana ne diyeyim
Ben yapraksam gülü sensin
Şol cennetin yollarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!