Bir avuç toprak bulsam
Tohum ekerim
Öfke ve kin görsem
Durmam giderim
Uhrevi bir his kaplar ruhumu
Bir işlevin ötesinde beklerim
Yıllardır dilimden eksik olmayan
Servetim cevherim ocağım annem
Uykusuz gecemin vefa beşiği
Merhametin şefkatin kucağı annem
Bana hayran oluşuna hayranım
Bana bakışına
Gülüşüne
İçtenliğine kurbanım
Yüreğime düşmüşsün ya bir kere
Melamet hırkasıdır
Ta uzaktan seçerim
Aşk badesi içtikçe
Can-ı tenden geçerim
Sabahın seherinde
Yürek
Ayaklardan önce gidiyor
Senli düşlere
Hasret çeken gözlerim
Susuz ummanlarda
Bir yürek buz tutarken
Binlerce yürek alev aldı ardından
Ve sen hiç unutulmadın güzel insan.
...türkmenkızı...
Çilekeş hayatın kahrını anlatamayınca büyüklere
Bende çocukça masallar anlattım beni dinleyenlere
Kırk katreyi, Kırk katıra yükledim
Ben bu sırrı kimselere demedim
Kalbime ateş gibi düştü bu sevda
Sardı tüm bedenimi yakıyor
Hiç tatmadığım bir duygu bu
Kahve gözlerin beni mahvediyor
Ateşte eriyen mum gibi
Günden güne büyür hasret
Gözümün iliştiği her gözde
Yorar seni aramak
Kederle yoğrulur yokluğun
Beyhude gezerim
Varlığını aradığım sokaklarda
S-eninle güzeldi o günler
E-rguvan kokulu bahçelerde
N-asılda mutluyduk çocuklar gibi
İ-nsanlardan uzak hayallerimizle
B-ahtıma düşen zühre yıldızım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!