Özlüyorum aslında geçen yılları…
Sen özlüyor musun, bilmiyorum ama,
Ben o sokakta misket oynadığımız yılları,
Üç, beş kuruşumuz olduğunda
Gittiğimiz mahalle bakkallarını,
Bir horoz şekere kandığımız yılları…
Savaş olmasaydı dünyada,
O zaman ağlamazdı hiçbir ana.
Çocuklar öldürülmeseydi,
Gülücükleriyle dolar taşardı dünya.
Beşikteki bebeğe kurşun yağdıran adam!
O ne yapmıştı sana?
Savaş Dünya’nın yarasıdır.
Sıkılan her kurşun,
Daha da kanatır.
Filistin merkezidir
Doğu Türkmenistan, Suriye, Irak’ta çevresi…
Buranın çocukları,
Hissizleşiyorum.
Bir şizofreni başlangıcı bu aşkın sonu
Tıp koyamasa da adını, ben biliyorum
"Sensizlik sendromu…”
Güzel şey seni sevmek
Sen gibi bakmak, sen gibi gülmek,
İnsanları anlat baba!
Şereflerini kaç kuruşa sattıklarını
Anlat bana.
Sen beni yanına alıp,
“Kızım, hayatın boyunca
Şerefinle yaşa.” dediğinden beri,
Sonra suya yazıyorum şiirleri
Tıpkı bazı sevdaları kalbime gömdüğüm gibi.
Sevdiğini söylemek nasıl bir şey?
Tatmadım, bilmiyorum.
Şimdikilerin iki öpücüğü aşk sandığı,
Edebini koruyamadığı gibi bir şey mi?
Bu gün sus ve etrafı dinle.
Dinle ki neleri duymadığını anla.
Kalp gözünü açamasan da,
Zulüm edene baksana…
Ferhat ile Şirini ayırdılar,
İbrahim’i ateşe attılar,
Yine ülkeye acı bir haber,
Bitlis’te üç polis can verdiler.
Hatay’dan Mustafa,
Çorum’dan Fatih,
Elazığ’dan Eyüp Emre…
Üç vatan evladıydılar birbirinden yiğitçe.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!