Hasretin Yıktı Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
4333

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Hasretin Yıktı

Şafak vakti gökyüzü, bulutları hızla sarardı.
Gör bak güneş ışığı, dağların ardında karardı.
Yürüdüm ıslak yolda, ağaçlar durmaz yalvarırdı.
Bekleyip durdum orda, rüzgar dalgaları arardı.
Haftalar boyu vuslat umudu, saçımı tarardı.
Görmedin hislerimi, ayrılık tenimi yarardı.
Gözünün derinliği, ruhumu kökten kucaklardı.
Teninden dökülerek, neşeyi odama yollardı.
Sözlerini inci bilir, özümü sana adardım.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde ezip yıktı.
*
Kasabalar saklamaz, eski kanayan yaramı.
Merhametin boş imiş, ziyan ettin sen sıramı.
Viran oldu fidanlar, bozdun kurduğum binamı.
Senden kalan her anı, kumlara attım dramı.
Zihnimden silinmiyor, hüznün darbesi sineme.
Yollarım aşılmaz oldu, zincir vuruldu gövdeme.
Safça inanan dosta, yakışmaz ağır kelime.
Ödenir mutlak bedel, gitsen dünyanın dibine.
Tutkuya tuzak kuran, düşer azap ateşine.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde çizip yıktı.
*
Zaman, şafak vaktine yaklaşırken anlayamam.
Yaradana sığınsın, sözü beynime derin battı.
Şuurum kilitlendi, muhabbet niçin tamamen boş?
Ruhumun ateşini, dindirdi yüzümden akan yaş.
Zalimler fırtına ekti, sarsılan garip cismime.
Dondum, dudaklarımın tıkırtısı engebe aştı.
Haftalar asırlar hep, ardı sıra devrilip bitti.
Şuradan nice aşıklar, mızraplarıyla yürüdü.
Göğsümdeki rüzgarın, niçin gövdemi terk etti?
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde söküp yıktı.
*
Rüzgarlar fısıldıyor, ayrılığın türküsünü.
Dinlerken, gözyaşım yıkıyor kederli yüzümü.
Kaybettim sokaklarda, parlayan umut izini.
Aramam gayrı, yaban ellerin yalan sözünü.
Zalimlik işlemiş ta derinden, senin özünü.
Ufuklar karararak, saklıyor tüm gündüzünü.
Bulutlar siyaha çalar, döküyor ağır hüznünü.
Baharım kışa döndü, yitirdim tatlı güzümü.
Söndürdü vedan, sinede yanan yegane közümü.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde döküp yıktı.
*
Dağların zirvesi sisli, yollarım baştan kapalı.
Sensizlik fırtınası, vuruyor karlı yamacı.
Derdimin üstüne hep, ekleniyor sonsuz sancı.
Gurbetin elleri yalnızlığın garip ilacı.
Varlığın dikenmiş, yokluğun korkunç darağacı.
Menzile varamadan, tükendi yolun inancı.
Bağrımda kanayan yaramın, bulunmaz sargısı.
Yabancı diyarda ağlayan, dervişin amacı.
Ömrümün dalını kopardın, ey insafsız avcı.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde kesip yıktı.
*
Denizler dalgalanıp, sahile hıncını kusar.
Kuşlar cıvıltıyı unutup, ağaçlarda susar.
Zulmünün sert kılıcı, mazlumun boynunu yontar.
Hatıran beynimde dolaşıp, damarımı sıkar.
Gözlerim ufukta batan, güneş rengini kınar.
Topraklar çoraklaşıp, sararıp yeşilliğin atar.
Ruhumda fırtına kopuyor, sessizlik hep batar.
Mahkumun feryadı, demir parmaklıkları yırtar.
Umutsuz dertlerim, dağ gibi üstüme hep kayar.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde yakıp yıktı.
*
Nehirler tersine akıp, dökülür cansız vadiye.
Ormanlar yanıyor, tozları düşüyor tepeye.
Zindanlar dar gelir, çırpınan dürüst köleye.
Ağıtlar yükseliyor, suskun durgun gökyüzüne.
Hasretlik okları saplanır, sabırlı sineme.
Dermanım kalmadı koşamam, varamam menzile.
Yalancı gülüşün, dönüşmüş amansız zehire.
Fırtınalar kopup, sürükler garibi engine.
Düşlerim yıkılıp, dönüştü koca viraneye.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde serip yıktı.
*
Ateşler sönmüyor, ruhumda kaynayan kazanda.
Dertlerim katlanır büyürken, ıssızca odamda.
Yazgıma küserek ağlarım, sessiz masamda.
Feleğin çarkları dönüyor, zalim devranda.
Gençliğim solup tükenir, bu sessiz harmanda.
Vuslatın köprüsü yıkıldı, derin ummanda.
Korkuyla beklerim sabahı, serin divanda.
Dört yanım duvarla örülü, dilsiz mekanda.
Baharım gelmeden sarardı, koca bağımda.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde büküp yıktı.
*
Türküler susuyor dudakta, yarım kalınca.
Güller boyun büküyor, toprak nemsiz kalınca.
Tatlı düşler bitiyor, uykudan uyanılınca.
Hasretlik başlıyor, tutkulu yola sapınca.
Ümitler tükenir, kapılar yüze çarpınca.
Adımlar atılamaz, prangaları takınca.
Gözyaşı dinmiyor, yanakta sel olup akınca.
Hicranlar acıtır, mektuplar alev alınca.
Kederler sarıyor her yanı, duman basınca.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde delip yıktı.
*
Sonunda kapanır defterim, biter hikayem.
Yarınlar aydınlık getirmez, simsiyah gölgem.
Gözümden silinir dünyevi, sahte efsanem.
Toprakla buluşur, huzura erer cenazem.
Dualar okunur ardımdan, ağlar sülalem.
Göklerden dökülür yağmurlar, yıkanır türbem.
İlahi terazi önünde, bulunmaz hilem.
Zalimler sarsılıp diz çöker, yıkılır kulem.
Mazlumun ahları kavurur, senindir çilem.
Hasretin gövdemi ıssız çöllerde yarıp yıktı.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 3.05.2026 15:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!