Hayat acı ve tatlı,
Sirke ile bal gibi,
Düştüm dipsiz kuyuya,
Hazreti Yusuf gibi.
Bir medet bekliyorum,
Derdim oldu dağlar gibi,
Anlatamam eller gibi,
Atmış yılım böyle geçti,
Viraj, rampa yollar gibi.
Balcı ve pekmezci ağlar,
Albayrakta kanım vardır,
Söylenecek sözüm vardır,
Bu can bu tende kaldıkça,
Bu vatan düşmana dardır.
Kara günler geçecektir,
Ben koyu düşmanım sahte gülüşe,
Dostların içinde yalnız kalışa,
Yüzyıl oldu, hep muhtacız barışa,
Bekleye bekleye geçti dört nesil.
Beş, altı milyar yıl, Dünya’nın yaşı,
Rehber Kur’an, hedef turan,
Kalmasın uyuşuk duran,
Gürlemeden yere yağan,
Bir rahmetin peşindeyiz.
Kucaklayacak herkesi,
Her gün dağları aşarız,
Soyuk su, ayran içeriz,
Yazın yaylaya göçeriz,
Gışın sahile ineriz.
Yastığımız daşdır bizim,
Oğuz Kağandan bu yana,
Kayı, Türkmen… her bir boya,
Türküm deyen sana, bana,
‘Yörür, Göçer’ derler bize.
Yaşar, öğrenir, yaparız,
Anamas’tan geçer kervanım benim,
Dağlara sevdadır, sözlerim benim,
Yayladan kar suyu içtiğim benim,
Toroslarda geçti gençliğim benim,
Yolcu hancıya nasıl zengin olduğunu sorar;
Saklarsın samanı, gelir zamanı,
Sakladım samanı, geldi zamanı,
Devran döndü, fırsat geçti elime;
Sattım samanı, yaptırdım bu hanı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!