Sana vasiyetim, ey canım parçam
Dinle bu sözleri, yiğidim Aslan
Hayat denen yolda, olmasın hiç gam
Öğüt tutan olur, dağ gibi Aslan.
Gök süzüldü bulut döktü yaşını
Kara toprak aldı dertsiz başını
Rüzgar okşar mezarının taşını
Bir yiğit dünyadan göçtü gidiyor.
Yıllar geçti...
Yıllar geçti, hâlâ ismin dilimde,
Gönül çeker bu sevdanın hasını;
Her an siyah beyaz, resmin elimde;
Ruhum sensiz tutar kaderin yasını.
I.
Gece, sırtından o ağır kadife paltoyu attığında,
çıplak kalan şehrin kemik sesi duyulur.
Ben, göğsümde paslı bir pusula taşıyan o kaçak yolcu,
yönünü kaybetmiş kuşların kanadında ararım,
Devlet baba, açtık sana elimiz
Ayaz keser, duyulmaz ki sesimiz
Soğuk taştır bizim yatak yerimiz
Aşımı vuracak, ocağım yok ki.
Yokluğun bir kör düğüm...
Sözlerin kurşun gibi, değer gider bağrıma,
Cevap veren çıkmadı, şu çaresiz çağrıma.
Dönüp bir kez bakmadın, bende kalan ağrıma,
Varlığın bir bilmece, yokluğun bir kör düğüm,
YOKTUN...
Duman çöktü şu dağların başına
Yağmur vurdu kirpiğime, kaşıma
Zehir kattın ekmeğime, aşıma
Sofranda bir kaşık, tuz iken yoktun
Yol gidilir...
Dağların başında ateş yakarken,
Ruhların sırrına "Kam"lar bakarken,
Asırlar nehir olup akarken,
O eski kan şimdi bizde çağlıyor.
Yol Haktan Gelir
Gözün açıp şu aleme bakarsın,
Geçip giden zamana mı akarsın?
Bir nefesten bir nefese yakarsın,
Bu han senin durağın mı, yurdun mu?
Yolların Ardındaki Sır.
Zamanın ötesinde saklı kalmış bir dünya,
Ufukta süzülürken o gizemli bir rüya.
Dağların tepesinde çınlar büyük bir kaya,
Sessizlik hüküm sürer vadilerin içinden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!