Yele dokun dile dokun,
Dil duymazsa ele dokun.
Dünya sırdır bilinmeze,
Gidiyor ken kalbe dokun.
Kainat bir ayrı hece,
Biz aşkı parada pulda arardık,
Bizim baktığımız yerde değilmiş.
Gündüzleri yatar gece ağlardık,
Ateş yaktığımız yerde değilmiş.
Kaşları karaysa gözleri ela,
Yaşayanlar yok olmuş,arayıp tarıyorum,
Sonun da çoklarını,mezar da buluyorum.
Yere göğe sığmayan,suratsız birisinin,
Baş ucuna pisleyen,köpekler görüyorum.
Hasan Arpacı,2011,Ortalıca,Tosya
Darda kalan mazlum olan,
Gelin hele gelin şöyle.
Zorda kalan masum olan,
Koşun hele koşun şöyle.
Bu gün yüreğim,
Güneş gibi,
Dağdan dağa çarpıyor.
Bazen rüzgar gibi,
Makamına güvenme,
Saltanata aldanma.
Bilirsin aziz dostum,
Piyon da vezir olabilir,
Ayrıca,
Şah çekebilir,
Yeri yaramaz göğü delemezsin güzelim,
Gel birlikte el ele boz kırları gezelim.
Bu güzel bedeninden ruhun çıkıp gidince,
Önce toprak olursun,sonra gübre diyelim.
2008,Üsküdar
Kula kulluk edenleri,
Uyar haydi uykusundan.
Solup gitmiş bedenlerde,
Kalkar artık korkusundan.
Yer patlarsa gök çatlarsa,
Çulsuz kadir, çulsuz Bekir,
Bu sendeki hava nedir,
Yırtık Çorap, yırtık kazak,
Halin gene bilmecedir.
Sen hiç Anadolu’da,
Temmuz sıcağında,
Yağan yağmur gördün mü.
Arkasından doğan güneşi,
Güneş vurduğu zamanki,
Yükselen yeşil bulutları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!