Bu sana ilk mektubum sevgilim...
İçimden kopup ellerine varmak isteyen,
Kelimeleşmiş bir ses gibi.
Öyle özledim ki ceylan bakışlarını;
Hani insanın içindeki fırtınaları dindiren o derinliği...
Rüzgârın bile kıyamadan dokunduğu,
Hanımeli kokan saçlarını özledim usulca.
Ben o kokuyu bir kez çektim ya içime;
Dünyanın hiçbir baharı, dolduramadı yerini.
Ve sen...
Yüreğinde taşıdığın o hassas adalet terazisiyle,
İnsanları tartarken bile kimseyi incitmeyen kadın.
Seni bir şarkı gibi değil,
Bir ömür gibi sevdim.
Sessiz gecelerde adını içimden geçirdiğimde,
Kalbim hâlâ aynı yerden sızlıyor.
Anladım ki bazı özlemler zamanla azalmıyor;
Sadece insanın en derinine yerleşiyor.
Eğer bir gün rüzgâr tenini teğet geçerse
Ve içinde sebepsiz bir sızı uyanırsa;
Bil ki bir yerlerde seni,
Hâlâ o hanımeli kokusuyla özleyen biri var.
Bazı insanlar hayatımızdan sadece geçer,
Bazıları ise gidişiyle bile kalır içimizde.
Sen, gitmiş olsan da yüreğimin kuytusunda
Işığı hiç sönmeyen bir pencere gibisin.
Karanlığa adını fısıldıyorum bazen,
Rüzgâr duyar da sana taşır diye.
İnsan herkesi unutabiliyor da;
Kalbine adaletle dokunan bir kadını,
Asla söküp atamıyor.
Her sabah hayalinle uyanıyorum boş odalarda,
Yokluğunla dolduruyorsun her sessizliği.
İsterdim ki bir gün batımında, rüzgâr hafifçe eserken,
Kelimelere sığınmadan, sadece susup nefes alalım...
Seni özlemek, her gün yeniden yazılan bir şiir gibi;
Hem tatlı, hem acı, hem de unutulmaz.
Biliyorum, belki bu satırları okurken
Gözlerin dolacak ya da bir tebessüm konacak dudaklarına.
Bil ki her kelimede, zamanın aşamadığı bir derinlik var.
Çünkü sen; hanımeli kokun, adil yüreğin ve ceylan bakışlarınla
Benim için sadece bir insan değil;
Bir evren, bir mucizesin.
Kayıt Tarihi : 24.03.2026 21:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!