Bak ey kalbim, bak ey insanoğlu...
Bu eller kaç dua için açıldı,
kaç bozgun gördü de kapandı?
Ne fayda şimdi bir mevtânın tazeliğinde teşmile girmek?
Gövdem, uyuyan kuşlar kadar yakındır artık
korku dolu, amansız sabah ezanlarına.
Kim cüret edebilir tanrının o vecazet dolu cümlelerini konuşmaya?
Öyle bir çağın, öyle bir günün eşiğiyiz ki,
nabzımız ölümün karşısında tavan yapmıyor artık, donmuyor.
Kuru toprakla münakaşaya bir ben giriyorum gibi
Duyuyorum...
Beş altı santimlik aralıklarla dizilmiş gömütlerde
Konuşuyor ölüler.
Ben hal-i perişan...
Hepimizin hali perişan!
Birkaç güne kalmaz,
o boş kuruntularla çalkalanan nehirlerimiz
Bir tsunami heybetiyle geri çekilecek ve yekpare kuruyacaklar.
Ancak titremek lazım, tir tir titremek bu dehşetli karşılaşmalardan.
Benim gibi!
Bir şeftali kökü kazır gibi titizlikle hazırlanıyorum
Bir şehit cesareti yok üzerimde, yalan söyleyemem,
Yürüyemiyorum bu yolda öyle fütursuzca.
Güçten düşmüş, kırbaçlanmış bir beygir edasıyla
Davranmaya çalışıyorum koşmaya
Ancak bir ruh...
Bir ruh ancak bu kadar yorulabilir,
Öyle bir yorulabilir ki ,
Şah damarındaki hızır ölüme yüz çevirip uzaklaşıyor.
Kayıt Tarihi : 21.06.2026 05:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!