Feride’ye…
yol diye başladıklarım; uçurum oldular,
söz diye başladıklarım; yalan,
senin, bu yürek çözgüsü saçların
açılır, geniş kanatlarıyla, gecenin içinden
bir ömre dâir iç dökmeler çağırır
Feride’ye…
seni ben, eski bi’ öyküden tutmuştum,
sayfayı çevirip, gözlerimi yummuştum,
Acılar, buradan gece geçmiş, belli
Çürük taylar gibi, kanı kahverengi
Sürüp toprağın en tarazlı hâlini
“ağabeyi olmayan ağabeylere…”
uykusuzluğumu ölçüyorum, bu günlerde,
dağınık yalnızlığıyla, düştüğü çukurdan,
bir tencere kaynıyor beynimde
yüreğimde, küflü vakitlerden bir kurbağa büyüyor
alışmak sularında
bu şiirdeki zenci benim,
yalan dinlemekten açıldı rengim,
fotoğraf çektirmeyi pek sevmem,
çünkü hep, gözleri kapalı gülerim…
……………………
bi’ kızı severim, ama o beni sevmez,
süzülüp, geldiğim yağmurları bilmezsin
hazîran defterinde, kiraz çatlatan sabahlardan biri
ondan, böyle her ikindi; yüreğime yağmur yağar gibi
kır kahvesinde uzayan gün
çuha gibi serilirken masalara
karanfil çiğneyen çaylı ihtiyarlar
yağmurlar eskidikçe beni hatırla
bulursun suların kırıldığı zamanı
saatler nasıl dökülür, paramparça
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!