Ömür çileyle geçer,
Doğdum kuruldum gayrı.
Yaş büyür dertler büyür,
Koştum yoruldum gayrı.
Hep iyiyi aradım,
Kar yağdı ayaz oldu,
Her yer bembeyaz oldu.
Yüzünü göremedim,
Bahar geçti yaz oldu.
Seviyorum ben seni,
Dostlarla yollarımız ayrıldı birer birer,
“Enginde yavaş yavaş” nağmesi gelmeyecek.
Altı dostu beraber görmeyecek sahiller,
Hiç birinin yerini hiçbiri bilmeyecek.
Kalplerde hatıralar gönülde buruk acı,
Yıllardır düşünürüm
Yaşamak nedir?
İnsanlar, canlılar,
Dünya, kainat...
Bir kukla gibi gelir.
Zaman zaman kendimi
Sarın beni geceler üşüyorum gündüzün,
Ey sonsuz karanlıklar ruhuma damga vurun,
Koyun bir kıl çuvala, ağzını hemen büzün,
Belki o çul içinde biraz huzur bulurum.
Açılmayın kapılar, kapanın pencereler,
Ne olur beni yalnız bırakmayın geceler,
Farksızdım hercai bir kelebekten,
O ahu gözlüye kul ettin felek.
Bal alırken türlü gülden çiçekten,
Sevda ateşiyle kül ettin felek.
Sevilip sevmemek değil harcımız,
Kötü günlere gebe,
Günümüz Türkiye’si.
Anarşi doymaz kana,
Barış bunun neresi.
Bizi nasıl kahretmez,
Devletin dilenmesi.
Yüzerim boşlukta hayallerimle,
Akıp durulmaya zamanım mı var?
Sarhoşum içkisiz kadehlerimle,
Çölleri geçmeye dermanım mı var?
Hayattan beklenen nedir ki bilmem,
On beş temmuz gününün, karanlık gecesinde,
Bir avuç hain kopek, darbe düşüncesinde.
Namlular doğrultuldu, Aziz Türk Milletine,
Milyonlar koşuyordu, ölümün davetine.
Şehadet şerbetini, içmek isteyen gelsin,
Ey ölüm, sen bizlere hayattan da güzelsin.
Bir işim yok Tanrı ile aranda,
Ne orucun ne namazın sorarım.
Ancak Tanrım sorar öte dünyada,
Ben bunları bile hayra yorarım.
Rakı şarap içen, içer kendine,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!