BOZUK SAAT GİBİ
Bozuk saat gibi yüreğim
Bazen çalışır, bazen durur
Ayarlarım on ikiye yedi olsun diye
Ama durmaz yerinde
İner, çıkar durmaz
ÇEŞME
Yaylamızda bir çeşme
Bir müziktir başlar
İnceden, inceden
Ne güzel nameler çalar,
Ailenin büyüğü Avni dikti beni İç bostana
Avni getirdi beni ta İstanbul’dan
Suyu toprağı her türlü besinle doluydu
Kısa zamanda uzattım kollarımı sonsuzluğa..
Kollarım cevizlerle yüklendi, soyuma çektim
ÇİÇEKLİ FİSTANLAR
Bir gün babama sordum...
"Neden anama çiçek almıyorsun?
" Hiç baktın mı koparılan dala”
Bilir misin nasıl acır çiçeklerdeki yara..
Ben çiçek koparmıyorum amma
ÇIĞ DÜŞTÜ ÜSTÜME-2
Bir kara bulut gezer üstümde
Gök karanlığı içime bir korku gizlenir
Ay doğacak güneş doğacak derken
Gecenin bir yarısı çığ düştü üstüme..
NASIL OLSA BİR GÜN ANLARSIN
Sakın bu yiğitlik, bu güzellik
Bir ömür boyu sürer sanma
Yıllar, yılları kovalayınca anlarsın
Alının yüz hatların burunca
Kaşların, saçların ağarınca anlarsın
NAZIM HİKMET ‘EN
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan için de,dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Bir düşün
Neden üretici ağlamaklı, mutsuz
Neden zehirleniyoruz, neden
Acı içindeydi dört kardeş
Kimselere derdini anlamadılar
Açtılar, susuzlardı
NE DİYEYİM
Ne deyim de Anadolu'm ne deyim
Seni gizli gizli soyanlar utansın
Yoksul bıraktılar varlık içinde
Har vurup, har savuranlar utansın
Doğudan batıya bir baştan başa
NELER GÖRDÜK; NELER DUYDUK
İlim ve irfanı atık bir tarafa
Dörtnala kişneyerek tozu
Dumana katanları gördük
Fenne kulak asmayıp, akla,
Sorgulayanlara çatanları, en




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!