Girip gönüllere divane ağlama
Tel ile perdeyi incitme gönül
Göz yaşı dök nehir gibi çağlatma
Seher yeli ol da yare git gönül
Divane dediler gülüp de geçtin
Hayrı şeri
Kalmadı akşamın
Bir ömrün son demi
Biterken vaktin
Yanağa düşen
İki damla yaşın
İstanbul İstanbul dünya mirası
Kimine gelir kazanç dert kapısı
Zengin tok fakir aç doyurmaz sofrası
Bitmez hiç halkın İstanbul sevdası
İstanbul'un mührü Ekrem İmamoğlu
Halkına hizmet etsin yıllar boyu
Kapkara bulutlar
Şehrin üstüne toplandı
Yağmur bulutları
Gök gürlüyor
Şimşek çakıyor
Kırlangıç kuşları
Tomurcuk gül verdim taktın saçına
İşven ile naz ile yaktın beni
Kaderim talihim güldü bahtıma
Ak ellerine kına yakarsın gayri
Perçemine kırmızı gül yakıştı
Madencinin emeği kara taştır taş
Zeytin peynir ekmek madende yenen aş
Helalık alırlar ölüm olur yoldaş
Ana bacı yar döker kara kanlı yaş
Böyle kader fıtrat ecel nasıl olur
Konuşmak için çıkar kürsüye
Bir söyler bakınır etrafına
Fırsat elinde bu fırsat
Aktarır döndürür
Bir daha söyler bir daha
Gerçek idin hayal oldun
Yaktın beni küle döndüm
Çok yakındın uzak olsun
Altın idin pula döndün
Dile düştün heder oldun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!