Diyar-ı gurbette zengin olsam da
Vatanın az gelen kârı güzeldir
Uzakta dört mevsim yağış alsam da
Sılanın yağmuru karı güzeldir
Sürüsü peşinde bir garip çoban
Kavacık köyüne gelmiş cemaat,
En önde duruyor İmam Abdullah
Sükunet içinde bütün kainat
Bir vaaz veriyor İmam Abdullah
Vatan-ı aslinin yolu görünmüş
Ne zalim dert imiş sonu gelmiyor
Her gün nüksediyor bizde irtica
Yedi koldan vurgun yiyor ölmüyor
Bayırda irtica düzde irtica
Cürmünü cismini gören bilen yok
Bin aydan hayırlı kadir gecesi
Bunda derman bulur derdin nicesi
Rahman,Rahim ey yüceler yücesi
Sen affı seversin Affet Allah'ım
Gecenin her anı saadet huzur,
Dertlerimi beyan edemiyorum
Güvenip tuttuğum dala kar yağdı
Şöyle başım alıp gidemiyorum
Sılamıza giden yola kar yağdı
Kış günü gurbetin yolunu tuttum
Gözleri kan dolu şehit anası
Kuzum bayram dedi sıktı dişini
Baş ucunda boynu bükük sunası
Özüm bayram dedi döktü yaşını
Babası camiden evine geldi
Havran dağlarının genç pehlivanı
Vatan sevdasının eri Seyit’im
Şu boğaz harbinin has kahramanı
Namı “Koca” boyda iri Seyit’im
Dört cephede savaş amansız çetin
Hepimizin Adem ise atası
Niye ademlerce yerilen benim
Dünyayı paylaşmak kimin hatası
Nesline nihayet verilen benim
Bir ağacın ayrı ayrı dalları
Divane bülbülün derdi yeniler
Yaz gelip te güller açtığı zaman
Aşık feryat eder sazı iniler
Dost elinden bade içtiği zaman
Hicrana kapılır dumanlı dağlar
Yüce dağ başında bir çiğdem olsam
Yel boynumu yare bükse de geçse
Savrulup ta giden toza karışsam
Yarin bahçesine ekse de geçse
Gönül yas yerine bohçanı serme




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!