Uzakta bir yıldızlık canım vardı sanıp
Kanat açtım bir başıma
Söylemem gerek yine aynı abc yi:
Seni seviyorum korkunç yalnızlığım
Gitme benden!
Gök gözüne baktın mı
Parıldayan onca yıldız
Gökyüzüne baktın mı
Işıldayan onca yüz
Gökyüzüme baktın mı gündüz?
Ben Bir Tohumdum
Bir rüzgâr çıktı
Üfürdü beni bu topraklara
Kök saldım tomurcuklandım açtım
Bir kar serpti
Dondum kaldım
Bir ‘palyaço’ gibi.
Uçurmuş da Şapkasını sanki rüzgâr,
yakalamak istedikçe pabucunun
ucuyla itilip uzağa, tahaa tehee
en öteye fırlatılıyor..
bundansa iyi bir komedi değil
b E n
Seni hiç tanımamış gibi yok sayıp,
Unutmak kadar zor ne var bilir misin?
İşte bu… Susman!
Sence niçin?
Kimden yanadır şans geçelim bunu,
cümle âlem konuşuyor değişiyormuş iklimler,
Shakira var bir de gündemimizde,
Oysa kim istemez atlamayı balıklama
kucağına bu sıcakta Akdeniz’in?
Çocukluğum..
Zeytin, biber ve ekmek.
Çocukluğum.. tazelik.
b U g Ü n
Kar yağışı…
Beyazlık…
Kahve kokusu…
Kar yağışı… kaşıntı…
.
.
(10:52:51) Son derece kaba saba, çirkin mi çirkin bir çift el, kırmızı bir yığıntı halinde duran çamurdan apazlayarak ufak bir yumru parçasını, yoğurmaya girişti.
.
Önce yumurtamsı bir topağa dönüştü kırmızı çamur parçası, kaba işçinin ellerinde, sonra hafifçe bir pat pat çekti iki avucun ortasında parçaya ve bir parça pres uygulayıp yassılttı yumurtamsı nesneyi. Yassılmış ovalliğin tam ortasından hafifçe yırttı, yırtığın altını da azıcık uzatıp hafifçe düzeltince tıpkı iskambil kağıdındaki kupa imgesine dönüştü parça bir anda, kaba sabaydılar ama yine de narin yapıyordu işçi işini... İşini bilen bir hali vardı bu kalın, şişkin, dolma parmaklı ellerin. Tırnaklarının arasına giren kırmızı çamuru sivri uçlu bir nesneyle özenle temizledikten ve bir leğen suya daldırıp çıkardıktan sonra üzerinde çeşitli renklerin ve diğer tanımsız pisliklerin yuva kurduğu bir bez parçasına kurulandı. Fırlatıp attı bezi yerine ve tekrar aldı eline kupa'ya dönüştürdüğü kırmızı parçayı.
.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!