İnce bir kül gibi,
güz indi akşamlarımıza.
Yapraklar, sararmış mektuplar
gibi düştü avuçlarımıza.
Seninle kaçamak bakışlarımız
bir tren camında unutuldu.
Oysa iki damla yağmur yağsa
şehir değişecekti.
Gül, gecenin koynunda
kendi rengini arıyordu.
Ben seni düşündüm mü,
yoksa gece mi
sana benzedi,
bilmiyorum.
Uzakta bir tren geçti.
İçinden bir hayat düştü
karanlığın içine.
Raylar uzadı,
akşam derinleşti,
sen biraz daha uzaklaştın.
Rüyamda ellerin vardı;
uyanınca
pencerede yalnızca güz.
Bir yaprak düştü
tam kalbimin üstüne.
Ne acıttı
ne de sustu.
Bazı sevdalar böyledir;
bir gülün gölgesinde başlar,
bir tren sesiyle uzaklaşır,
insanın içinde
adı konmamış bir mevsim bırakır.
Sen yine de bakma bana.
Ben o bakışın
hangi tarafında kaldığımı
hâlâ bilmiyorum.
Belki aşk dediğimiz
iki kişinin birbirine yaklaşması değil;
aynı akşamda
birbirinden habersiz
aynı hüznü taşımasıymış.
Güz geçer.
Gül solar.
Trenler uzaklaşır.
Ama bazı bakışlar
insanın gözlerinden değil,
ömründen hiç gitmez.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 23.08.2026 20:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!