Güven Tekin Şiirleri - Şair Güven Tekin

Güven Tekin


Sevdiğim ikinci insansın sen,
İlkinin yerini alman mümkün değil.
O öğretti bana en başta sevmeyi,
O öğretmese, o tutmasa elimden;

Devamını Oku
Güven Tekin


​Akıllıya deli deyip geçtiniz,
Deliyi de veli diye seçtiniz.
Özdeki cevheri hiç görmediniz,
Sizin olsun aklınız, bana yetiyor.

Devamını Oku
Güven Tekin



Aşk da bir oyun değil mi, yazı tura gibi?
Şansımızı denedik, her seferinde tura geldi.
Bir kere vuslata adımız yazılmıştı.
Gülmezdi yüzümüz, yürekten istesek de.

Devamını Oku
Güven Tekin


​Vicdan, insanın kendi davranışlarını ahlaki açıdan yargılama yetisidir. Dışarıdan bir baskı veya yasal zorunluluk olmaksızın, "doğru" olanı yapma dürtüsüdür. Bir makalenin kalbi vicdansa, o makale sadece bilgi vermez, bir ruh taşır. Vicdan, insanın karanlıkta bile yolunu bulmasını sağlayan bir pusuladır.
​Özdenetim: Vicdan, bireyin kendi kendinin hâkimi olmasıdır.
​Empatiyle Bağlantısı: Başkasının acısını hissetmek, vicdanın en somut dışavurumudur.
​Anlayış: Hoşgörüden Öte Bir Kavrayış
​Anlayış, sadece bir olayı veya durumu bilmek değil; onun nedenlerini, sonuçlarını ve arka planındaki duyguları hissedebilmektir. İnsanlık onuru, karşıdakini "öteki" olarak görmeden, onun penceresinden bakabilmekle yücelir. Anlayışın olmadığı yerde önyargı, önyargının olduğu yerde ise çatışma başlar.

Devamını Oku
Güven Tekin


Yüreğimde bir çocuk vardı, her sabah güneşe uyanan,
Şimdi enkaz altında kaldı, her nefeste canı yanan.
Adalet dediğin mizan, sadece kitapta mı duran?
Hayallerimizi öldürdüler, bu suç değil mi hakim bey?

Devamını Oku
Güven Tekin


Her acım gizli benim.
Sırdaşım sigaramın dumanı,
Geceler yoldaşımdı.
Viran eyledi hayat beni.

Devamını Oku
Güven Tekin


​Elektrik gibisin zalimin kızı;
Bir geliyorsun, bir gidiyorsun.
Bu gidişle ya senin devreler yanacak,
Ya da benim şarteller atacak!

Devamını Oku
Güven Tekin


Kafam gidiyor, geçmişim bırakmıyor yakami.
Ben kaçtıkça, geçmiş geliyor pesimden.
İzleri silinmiyor, yakıyor bağrımı.
Kime sığındıysam, vuruyor yüreğimden.

Devamını Oku
Güven Tekin

Kasaba sahilinin en ucunda, dalgaların dövdüğü kayalıkların hemen üzerinde Güven’in küçük bir kulübesi vardı. Güven, isminin hakkını verircesine sığınılacak bir liman gibi dururdu; ancak kendi içindeki fırtınaları sadece gece çöktüğünde denize anlatırdı. Onun dünyasında zaman, evlatlarının gidişiyle ikiye bölünmüştü: Onlardan öncesi ve onlardan sonrası.
​Güven için babalık, bir unvan değil, her sabah yeniden giydiği ama ağırlığı hiç azalmayan bir zırhtı. Evlatlarının kokusunun sindiği o eski hırkasına sarıldığında, hasretin keskin soğuğu biraz olsun kırılır gibi olurdu. Onlara duyduğu özlem, mutfaktaki saatin tik taklarına gizlenmişti; her vuruş, sanki "bekle" diyordu, "sabret."
​Sabrın Kıyısında Bir Baba
​Güven, sabrı bir köşede oturup sessizce durmak sanmazdı. Onun için sabır, her sabah evlatları her an kapıdan girecekmiş gibi sofraya fazladan tabak koymaktı. Ekmek kokusunu kapının eşiğinden eksik etmemekti. "Eğer gelirlerse," derdi kendi kendine, "evimiz hâlâ sıcak, babaları hâlâ burada bilsinler."
​Komşuları bazen acıyarak, bazen merakla bakardı ona. "Güven Efendi, bunca yıl geçti, yorulmadın mı?" dediklerinde, hafifçe gülümserdi. O gülümsemede hem büyük bir hüzün hem de sarsılmaz bir irade vardı.
​"Dağ ne kadar yüksek olursa olsun, bir gün karı erir," derdi Güven. "Evlat yolu gözlemek, bir dağı sırtında taşımaktır ama o yükün altında ezilmek değil, o yükle dik durmaktır asıl mesele."

Devamını Oku
Güven Tekin



Seni beklediğim gecelerde,
Pencereme oturmuş, yıldızlara ismini yazıyordum gözlerimle.
Kayıp giden yıldız gibi
Hayalin gözlerimden kayıp gitti.

Devamını Oku