Bir şiir yazacağım, adı şair olacak.
Bir şiir ben yazacaksam, yazsın diye o da bir şiir.
Var elbet bir düşüm.
Bir düşün;
Bir şiir yazacağım, adı şair olacak
Ve bir tane daha; adı Mısra.
Kelimeler kifayetsiz, ben hoşlanmıyorum vedalardan.
Bana ulaşmak için geçmelisin denizler ve dağlardan.
Sonra belki bahsederim merhametinizden geriyken;
O denizlerde boğulmadım ben, hem de kâğıttan gemi iken.
Hevesim henüz yeniyken, ben ölmeye bile hazırdım.
Yarıp çıkması gibi bu isyan çığlığının ses duvarıyla beraber gövdemi
Üstelik tam da bir tramvay senfonisi dinliyorum
Fakat olur iş değilken, olur iş
Sevişme ihtimali fikrinin uzun koridorundan geçiyorken;
Bir dilenci üflüyor kulağıma bir memleket meselesini
Umursamıyorum ama olsun yine de ağlayabilirim buna
Biz ne için yaşıyoruz bilen söylesin.
Doğarız güneş gibi doğudan, kimi belki ay gibi karanlıktan.
Hani üstünü örter gibi bir şeylerin.
Sonra geçeriz yavaş yavaş kıyısından serin, yârin,
Sonra yaranın, belki yaradanın.
Çiçekleri görürüz, kuru otları,
Bazen yazmak için gerçek sorunlara ihtiyaç duyuyor insan
Ve bazen gerçek olan her şey için uzun vaadeli planlar yaparsın,
Kimse yapar mı bilmem...
Mühim olan gerçek olmasıdır bir şeyin. Acı veya tatlı...
Mühim olan yaşamaktır her kökte, her diri olanda.
Bazen yaşamak ister insan; bazen de olsa.
Bugün bir bahar daha geçti,
Sessizzliğim, bensizliğimle bağlaşık.
Fotoğraflar çektirildi, yeni kararlar verildi;
Uyulmayacak kararlar.
Yine unutmayacak kadar etkili,
Uyutmayacak kadar eskiydi her bir önceki saniye.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!