Üşüyorum
İçiyorum
Hissetmeyeyim diye sızını
Ne yapsam olmuyor yoksun
Varken varsın iyi hoş da
Varlığın da alışkanlık diyorlar
İncecik bir çatlaktan boşanırcasına sızıntıdır umut, göz ardında.
Dilden dile fısıltı gibi kulak ardı edilmiş,
Profesyonel ellerde şakırdayan enstantanelerde,
Yorgun, kararmış, makinalaşmış bileklerde,
Sempozyumlarda, dinin biliminde; yani ilimde,
Mühendis fikrinde, cerrah terinde, işçi emeğinde,
Hani benim sevincim, nerede?
İllede sevdiğim belam.
Leblerine değen bir kuru dal var;
Ağzında çam sakızıdır onun "aşk".
Laf-ı güzaf ahvalim her an,
Bir senden gayrısı doluysa şuram.
Her kavgada yaralanan
Her savaşta mağlup olan
Ve her ayrı gece için ağlayan benim
Ki ben
Sevdim seni buna rağmen
Akılsızlıktı akılca
İş bu; eller açık,
Garibanlık mı desem boynu eğri,
Hani banacılık mı yoksa, yeri ?
Kokuyor cümlelerim...
Bir yeni kural reyhan şerbeti ve limon.
Hani ne bileyim bol gelen arpa mıdır desem,
Yalnızlık olgu değil olaydır aslında
An gelir kaleni keşkeler kuşatırya
İşte o andır yalnızlık aslında
Doğru bak !
Her yer ayna...
Ki ben kusursuz bir habitatın gölgesinde
Yaşamaya devam ederken,
Ötesinde sanardım okyanusların
Sevilebilecek bı insanı.
Nasıl oluyor anlamıyorum. İnan bana,
Dilim haya yoksunu olduğundandır belkide.
Vicdanın rahat mı kardeşim?
Sigortan yatıyor mu?
Kaç yıl kaldı emekli olmana?
Çocuğun devlet okulunda dayak mı yiyor?
Erken emeklilik düşünür müydünüz efendim?
Gri deniz kurtlarını döküyor
Yine itham zamanıdır
Özgürlüğün kanatları üşüyor
Yokluğun varlığı sıcacık
Arka bahçende ekru ten,
Ustam metrelerce kar geliyormuş diyor
Ama nerden baksan diz boyu kar
Konuşuyorduk seni taze yemyeşil
Yeni alınmış defterine ayraç
En azından umutlu,
En azından ruhlu ve onurlu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!