Belki bir baba, belki de yetimin birisin;
Ekmek için karaya bulanmış, yeraltının erisin.
Yorgun yılların iziyle, yüzüne sinen bir isin;
Karanlıkla yoğrulmuş alnındaki terisin.
Kırık lambaların altında, bölünürken uykuların;
Sessizliğe karışır kömür karası yankıların.
Karşılığı olur mu özlemle geçen bir anın?
Umudu saklarsın avucunda, nefesiyle yarının.
Geceyi avucunda tutan, siyaha boyanmış bir elin;
Bir bahar şarkısı gibi, yüreğinde vuslatı yelin.
Düşlerin bile kömür koktuğu bu sessiz yerin;
Ömre bedel öyküsü, emeğe adanmış bi’yemin.
Alnındaki teriyle taş kesilmiş yorgun bileği,
Bir ekmek uğruna çarpar emekçinin yüreği.
Her vuruşta yarınlara, umut taşır küreği;
Hasretle bilenmiş taştan, mağrur evinin direği.
Belki bir gün güneş doğar, karanlığın ocağına;
Gece çekilip usul usul, sığınır uçsuz bucağına.
Evladının gülüşü düşünce, yeraltının kor sıcağına;
Yorgun yüreğin ulaşır, sabahın şefkatli kucağına.
Kayıt Tarihi : 4.08.2026 14:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İyi okumalar, saygılarımla.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!