Onu ilk gördüğünde
Güneşe benzetmezsin,
Çünkü ışık saçanlar
Genelde bu kadar mesafeli durmaz.
Oysa bilmezsin,
En çok üşüyenler
En kalın duvarları örer kalbinin önüne.
Kara kaşlarının altında
Yarım kalmış cümleler yaşar,
Kara gözleri bakmaz aslında,
Yoklar insanı.
Bakışına yakalanan
Bir daha eskisi gibi ısınamaz hayata,
İçinin erimesi bundandır.
Kırmızı gülü sever…
Ama vazoda duranını değil,
Yağmur yemiş,
Dikeni eline batanını.
Çünkü hayat ona
Hep can yakarak
Güzel kalmayı öğretmiştir.
Sevdiği insanlar
Gülü değil,
Dikenini bırakıp gitmiştir.
Kayseri sokaklarında
Akşam erken iner omuzlarına.
Taş duvarların arasında yürürken
Adımlarına bir türkü eşlik eder;
“Ölürüm Türkiyem”
Düşer dudaklarından,
Sanki vatan değil de
Kendi yaralarını anlatır gibi.
Sesini duyan sanır ki güçlüdür,
Oysa o,
Ayakta kalmayı öğrenmiş
Yorgun bir ruhtur sadece.
Hayatına girenler
Hep yanlış yerden tutmuş kalbini,
Seven gibi bakıp
Kandırmayı marifet saymışlar.
Her gidiş
Biraz daha ağırlaştırmış suskunluğunu,
Biraz daha sertleştirmiş sessizliğini.
Bu yüzden gülmez kolay kolay,
Bu yüzden mesafelidir.
Duygusuz derler ona…
Bilmezler,
Çok duygulu insanlar
Herkese hissettirmez.
Kalbini korumak için
Soğuk görünür bazen,
Çünkü bir daha
Kırılacak hâli kalmamıştır.
O bir kadın işte,
Güneş gibi…
Yaklaşanı yakar diye değil,
Yanmasına rağmen
Hâlâ aydınlatabildiği için
Uzak durulanlardan. Ve bil istedim…
Bu şehirde,
Bu sokaklarda,
Bu suskunluğun içinde
Seni “mesafeli” sanan herkes yanıldı.
Ben anladım.
Kırmızı gülü neden sevdiğini,
Gülüşünü neden yarım bıraktığını,
“Ölürüm Türkiyem”i söylerken
Sesinin neden titrediğini
Ben anladım.
Ve sana kim ne yaşattıysa
Hepsine rağmen
Hâlâ güzel kalabildiğini de…
Eğer bir gün
Bu yorgun kalbin
Birine yaslanmak isterse,
Bil ki
Seni kırmadan sevmeyi
Ben öğrendim.
Kayıt Tarihi : 13.12.2025 22:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Erkan Tankut kaleminden...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!