Virgül,
Noktaya sürüklenirken,
Güneş aşkıyla vuruyordu.
Yağmur inmiyordu;
Fin hamamı gibi
Gönül terliyordu.
Bilge yol, dikenlerini ekerken,
Şeytan boş durmuyordu.
Bir adım umut,
Bin tuzak doluydu.
Bukalemun yüzler,
Altına saldırırken,
Gölgeleri
Bakır sanıyordu.
Bilmiyorlardı ki
Güneş balçık tutmaz.
Çölde kürek çekenlerin
Omzuna
Azra’nın taşı değiyordu.
Canlarından olsalar da
Bırakmıyorlardı.
Aşkın dili,
Sükûtla yol alırken
Dikenini biçiyordu.
Haksızlık giydirilen beden
Hesap soruyordu.
Şeytanın yüzü soğuktu,
Ama aşk
Bedenine girip vuruyordu
ve İblis
Eriyordu.
Sır açan kapı görünürken,
Çamurdan buzlar
Kayboluyordu.
Şeytan, kendini eşerken
Bilmiyordu,
Gülüyordu.
Aşk, Kemal’e erince,
Sırlar
Bitiyordu.
Ve güneş
Kapıdan
Doğuyordu.
DOST KALEMLERDEN
Aşk kemâle erince
Ol kapıdan girince
Maşukunu görünce
Söyleyen dil lâl olur
Varılmaz varınca
Huzurunda durunca
Arananı bulunca
Bir acayip hal olur
Mahrem barındırır gizi
Sırrı görür gönül gözü
Aşikâr olursa özü
Halvet olma kal olur
ALİ ÇELİK
Kayıt Tarihi : 16.6.2025 08:41:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aşkın dili,
Sükûtla yol alırken
??Ağlamayan aşık olmaz..
İçinden de demediğini bırakmaz
TEBRİKLER ÜSTADIM.
Saygılarımla
Ol kapıdan girince
Maşukunu görünce
Söyleyen dil lâl olur
Varılmaz varınca
Huzurunda durunca
Arananı bulunca
Bir acayip hal olur
Mahrem barındırır gizi
Sırrı görür gönül gözü
Aşikâr olursa özü
Halvet olma kal olur
Tebrikler Mehmet Tevfik bey naziremi de kabul buyur. Düşündürücü şiirlerin devamını diliyorum.
TÜM YORUMLAR (9)