Sırrını isteme kuru topraktan,
Medet umma o sararan yapraktan,
Geçemezsin bilinmeyen sokaktan,
Günahların yakar çürümüş tenin,
Al onları artık olsunlar senin.
*
Boşluğa savruldun o deli yelle,
Sürüklenip gittin kanayan selle,
Savaşamazsın ki titreyen elle,
Kalmadı içinde bir tek güvenin,
Al korkuları da olsunlar senin.
*
Kaçamazsın bu ağır ezen taştan,
Kurtulamazsın daha yeni baştan,
Göremezsin gözdeki kanlı yaştan,
Peşini bırakmaz yitip gidenin,
Acı hatıralar olsunlar senin.
*
Gezemezsin artık o yıkık dağda,
Üzümü kalmamış o ölü bağda,
Çırpınırsın artık bu zalim ağda,
Sırrını saklamaz asla bilenin,
Yalnızlık hisleri olsunlar senin.
*
Ses çıkmaz ki bu teli kopmuş sazdan,
Medet umma geçip gitmiş o yazdan,
Donarsın çıplak kaldığın ayazdan,
İzi kalır hep burda tükenenin,
Bütün o acılar olsunlar senin.
*
Kalamazsın o boğulduğun demde,
Çürütür duvarı sinen bu nemde,
Yürünür mü böyle ağır matemde?
Kanatır elini batan dikenin,
O solgun çiçekler olsunlar senin.
*
Bulamazsın ışık olmayan yolda,
Takatin kalmadı kırılan kolda,
Çarpıyor acıyla yüreğin solda,
Hesabı tutulmaz asla sevenin,
Söylenmiş yalanlar olsunlar senin.
*
Uçamaz hiç göklere savrulan kül,
Açamaz çöllerde susuz kalan gül,
Ötemez kafeste o tutsak bülbül,
Maskesi düşecek yüzü gülenin,
Günah şahitleri olsunlar senin.
Kayıt Tarihi : 10.08.2026 16:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!