Birgün Adana'da
Çocukluğumdan beri tanıdığım
Bir karı kocanın misafiri oldum
Herşeyi hazırlanmış bir sofraya
Oturup beklemeye başladık
Evin kadını ekmek almaya gitti
Âlimlerin her gün bir şekilde
Kitap CD vesaire ile
Meşgul olmaları gibi
Mürşitler ve dervişler de
“Hâl” denen bir mektepte okurlar
Bu sonsuz bir okyanustur
Allah'a ait bildiğimiz en iyi ipucu
Hilafetini insana verdiği
Allah insanda
Ama hangi insanda, ara ki bulasın
Yunus'un dediği gibi yani
'Ete kemiğe büründüm
Allah bu
Yaratmış
Hiçbir meyvesi olmayan
Süs ağaçları da var
Gölgeleri oluyor sâde
Başka bir işe yaramıyorlar
Genç bir anne
Oğlunu uğurlarken
Daha otobüse binmeden
Kavralayıp başından
Yüzlerini öpüşünü gördüm
Kendisine ait bir parça
Öldürenler boşuna öldürmüyorlar
Bir cinnet geçiriyor içi
Seçtiklerini hep eller almış adamın
Kan ağlıyor içi
Hele de gece bulur adamı
En ummadık düşünceler
Ben askerlikten
Bir binada tıkılı kalmayı
Eften püften bilgileri değil
Orduevinde pineklemeyi değil
Şapka içine gazel toplamayı değil
Sadece silah bilgilerini talimi
İnsan olur da müzik dinlemez mi
Dinler tabi
Bir ölçüyle ama
Muharrem Ertaç'ı da dinlersin
Sibel Can'ı da
Candan Erçetin'i de
Anadolu'da çok küçük yapılı
ama kıyıcı bir hayvana
ars diyorlar
Isparta Eğridir Koçular köyü havalisi
ince ve uzun yapılı
akşamları çıkıyor yuvasından
Dışarıda tehlikeli bir seyir ile geçtiği yerleri inleten gürültüde
Motorsiklet ve otomobiller geçiyor
Egzosları değiştirilmiş
Bu p'çler bizim
Korkusundan hiçkimseler hiçbirşey diyemiyor
Bu hiçler bizim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!