Ya Allah korusun
Ayrılık olmasaydı
Beğendiğin seksen güzelin
Senin olsaydı hepsi
Her gün yirmi dört saat
Hangisinin neyine nasıl
Ben yaşlanmayı kendim için
Tabii addediyorum
Fakat sevgilillerime bir türlü konduramıyorum
Geçende yine birini
Epey bir zamandan sonra gördüm
Hepi topu üstünden bir kış geçti
Yağmur ceza evine benzer kimi zaman
Epey bir zaman sokar adamı içeri aralıklarla
Trafiğe çıksan bir bela
Şemsiyeyi alsan ayrı
Tüfeği alıp çalılıklarda avlanayım desen
Islanmadık yeri kalmaz hiçbir yerinin
Vücudumda elemler zehire kesti
Ben top ile yıkılmazdım
Yar benle selamı kesti
Kasım sonu gazel kahvenin rengi
Açık hava, açık deniz, gök rengi
Kızarmış yapraklar ciğer ahengi
Eşyanın rengini senden öğrendim
Firûze ırmaklar dağlardan koşar
Ah gözlerimin gördüğü afak
Çepeçevre gördüğüm dört bir yan
Dünya denen nakış
Yalancı cennet
Evler, bahçeler, ekinler mera
Ağaçlar, ırmaklar, dağ,
Sen yağan yağmurlara sevinmesini nerden bilieceksin
Kendi ellerinle eğer
Bir fidan dikmediysen
Yaprakları büyümüyorsa yağmurla
Meyvelerini toplamıyor isen
Şiir nasıl olmalıdır
Şiirin içinde ezilmiş sarımsak kokusu bulunmalıdır
Siyah havuç limon suyu ve tuz
Mutlaka acı da omalıdır
Herzaman bal şerbeti içilmez
İnsan bazan acıyı ekşiyi limonu arar
Gaplarınan gacaklardan osandım
Memleket dolusu ağaç isterim
Meralarım sığırlar ile dolsun
Beller dolu, meme sağaç isterim
2008
Adını koymak dudaklarına kolay gelir
Söz sıcak yerden çıkar ya
Sevdiklerimden hiçbirini alamadım dersin
Şeker alamadım çay alamadım der gibi
Öyle görüür bu söz
Nasıl ve ne çetin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!