Ya Allah korusun
Ayrılık olmasaydı
Beğendiğin seksen güzelin
Senin olsaydı hepsi
Her gün yirmi dört saat
Hangisinin neyine nasıl
Ben yaşlanmayı kendim için
Tabii addediyorum
Fakat sevgilillerime bir türlü konduramıyorum
Geçende yine birini
Epey bir zamandan sonra gördüm
Hepi topu üstünden bir kış geçti
Kuyruğunu Kandil'de çöreklemiş
Uzun ağzı Anadolu'da
Dilinin ucunda Taksim
Koskoca bir memleketi
Uyutmak istiyor
Dilinin değdiği her yeri
Biraz uzaktan bakınca bu yaşta
Zeytinleri göremezsin ağaçta
Herhalde toplanmışlar dersin
Ama yanına varınca görürsün ki
Olduğu gibi duruyor
Meyve ağaçlarının bazıları
Bu yeryüzüdür
Bu yeryüzünün üzerinde
Tek bir rüzgar eser
İki karakteri vardır
Ya ihya
Veya imha eder
Yaylalarda görünen zirveler
Bulutlarla buluşur göklerde
Ben kuzey yamaçlarında erimeyen karım
Billur sular şarlardı şarlaklar
Yaralı dağlarım yas
Ağzımda kuyu suları tadı pas
Bir ''ana rahmi'' dir gidiyor
Öteki, sevgilisinin
Bilmem nasıl ay gibi parlak
Spermlerini anlatıyor,
Ortalık bir sapıklık furyası
Reşide ' yi ayrı tutuyorum
Yüz gram üzüntü
Yüz gram coğrafya iklim mevsim
Yarım kilo erkekliğine göre bir kadın
Kadınlığına göre bir erkek bulma telaşı
İkiyüz gram çiçek orkide gül ful v.s
Elli gram bilgece deyiş
Limon kolonyası almasan da olur
Gece 12.00 sularında
Balkona çık ve burnunu
Bahçelerden gelen
Rüzgara tut
Keskin bir portakal çiçeği kokusu
Evet artık seni yazamam
Yoruldum artık
Ne simsiyah kaşlarını
Ne at kuyruğu saçlarını
Yazamam artık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!