Gece.
Paslı bir çıkrık ağrısıyla söküldü dikişinden.
Durmadık.
Ev; tırnakları etine uzayan bir mahluktur artık.
Gövdemi aşan ellerim,
Kin kuyusu bakraçlarda,
Ölümün sunağından
Göğe boylayalı çok oldu baba
Bırak, arama!
“Zaman küçülten bir devdir,” diyor cüce kadın.
Anımsıyor,
Ele sığmaz şekerleri,
Avluya sığan dünyayı,
Sinesinde uyuduğu, dev kadın dünyayı …
...
Unutma, diyor dişlek bir elmaya hibe edildiğimiz o anı;
Bilenmiş sözler arasında birer kan pıhtısı gibi ayrıştığımızı...
...
Doluşun heybeme
Sabaha kor var
Doluşun
Bağlanıyor karalar
Toprağa
Sappho !
Hangi uçurum engel,
Ruhunun narkissos’un aksiyle buluşturmaya ?
Eril bir iniltiyle
Göğüslediğin ,
Tanrı tek sayıları sever bildim;
Havadan ve kordan,
Kanatarak açılan o ilk yaradan.
Birliğe ve babaya
Methiyeler ören, oğlansız kadınlardan.
Geldim, evet.
Düşmemiş Âdemlerden,
Uçarı elmalardan,
Ekşimtırak kadınlardan.
Hiç bulanmadan çamura,
Kuş konmaz dallarımı kıran kim ? diye sormayacağım Yezda
Ak günlerin karasıyım artık belli
Göklerden boşalan acıyı solumda taşırarak geliyorum
Çürük bir yazgının kuru dallarında sallanan
Bu ruhu hangi el omuzlar ?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!