Mana arıyorum gülüşlerin ardında
Sessizce çekilen rüzgarı sorguluyorum, nereye?
Bir kalabalık ki sorma gitsin...
İçleri boş kafaların yankısını duyuyor kulaklarım.
İki kelime arzını beklerken dünümden,
İçimdeki hüznün yansıması bu karanlıklar
Gökkuşağımı yitirdim evet, bulutlar hakim günüme
Gecelerin yıldızları bile terk etmiş fezamı
Yanlızlıklardayım, içim hem yaralı hem sevdalı
Bitmez sanıp tükettirilen sevdama...
Gidişinle dağılan kuralların
Anlamsızlaşan dilindeyim şimdi!
Yokluğunu tersten çekimliyorum;
Yok /sun/ um...
Gözlerinden çıkan kıvılcımlara bile esir yüreğim
Sürüsen peşinden belki esir olacak bedenim
Anlamsız çığlıklarına hıçkırıklarımı katmak
Yüreğinin en sapılması imkansız koylarına almak
Kalbinin içinde boğmak mı niyetin?
Gündüzünü karalamış çığlığı
Oturtmuş gemisini karaya
/
Gözleri yaşlı;
/
Bir elinde tüfek
Ne çiçekler ezdim senin yoluna. Koştuğum her adımı toprağa gömdüm. Gömdüğüm adımlarım çiçek oldu yoluna, ben yine de dönmedim senin uğruna. Yıkılmayan kulelerin en tepesinde durduğumda, ayağımdan kaydı taşlar birbir. Yıktım. Ne onların yıkılmazlığı dert oldu başkasına, ne düşen taşlar. Benim ordalığımı konuştu el. Sen; dinledin. Ağladın. Bağırdın. Ben; bekledim. Savunmanı, bitsede aşkını bekledim.
Yanlızlığımı en iyi dost yaptı gülüşlerin. Oysa onlar içindi tüm şiirlerdeki imgeler. O halini anlatmak içindi doğuşum. Bugüne taşımak içindi hüznünü attığım ilk çığlık. Sen karmaşık kelimeleri birbiri ardına doğru sırala diye gülümsedim sana ben. Sev diye doğdum, nefret et diye öleceğim.
Kalbimdeki sızıya adını koydum. Senin gibi büyüyor, senin gibi yetişiyor. Tüm benliğimi kaplıyor. Keşke ölümsüz olmasaydın. Sızım ölseydi keşke. İçimdeki çocukluğa ait gülüşleri, yüzümdeki tüm çizgileri mutluluğa ait olanlarla anılarım birleştirseydi ve ben hüznün şairi değil, gülücüğün yazarı, masalların en tatlı anlatıldığı kalem olsaydım. Seni tanımasaydım...
Kelamı şairin;
Silahı tüm bildiklerinin...
Anlamlarını karıştırdım birbirine
Harften ibaretler,
Hepsi;
Yüzümün acıyan diğer yanıydın,
Baktıkça yüzleştiğim aynalarda.
Aynalar kustukça seni
Yüzsüzlüktü çarem,
Kaçtım ağlamalarda
Oysa;
Uykumu sattım iki gözyaşına
İçindeki yangın almış, ben yanmışım.
İki sevda türküsü yüreğine ağır
Ben giderim, alevin sana kalır...
Ne umuttu bu su sonrası kara!
Işık doğmuş, gün olmuş neyime
Sevdan bitmiş, kül olmuş kime ne
Ne gidişler gördük, dönmekti istekleri
Elleri ayak gibi süründü yürekleri
Gidene yol açık, dönüşü mümkün değil




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!