Gel, seyreyle hâlimi de gülümse biraz.
Besmelesiz başladığın bu aşkın bedelini dağıtıyorum bu gece…
Tıka basa bu şehri yemişçesine dolaşıyorum
seni unutamadığımdan beri;
Her an istifra etmeye hazır bir hasta gibi…
Yüreğimde bir Firavun sarayı, sesinle örülmüş duvarlar
Nemrut gibi yükselir, güneşe karşı baş eğmez.
Küllerimden doğacak bir feniks misali sevdanı unutmaya yeminler içerken
Ağır kalbim zamana sıkışmış gölge gibi
Piramidin tepesinde yalnızım, zaman beni kuşatıyor.
Yokluğunda yıkılmayan bir ben var.
Sessizliğin içimde çürüyen bir kuş gibi
Kırık aynalarda kendi suretime bakarken her yara izi bir kapı,
Her iz unutulmuş bir yol.
Zamanın ipliği kayıyor ellerimden
Kalbimin ritmi bile yalnızlığa eşlik ediyor.
Eski ruhlar dönüyor içimde.
Rüzgâr gibi esiyorsun içime doğru
Her nefeste seni çağıran bir feryad'ım
Ve her sessizlikte içimde büyüyen bir sevdan var.
Kırık taşlarla örülü yollarımda
Zemzem oluyorsun ömrüme
Biliyor musun;
Sen yokken yüreğime bastılar tüm cümlelerini de, ezdiler beni.
Sarıldıkça anılara büküldü belim,
Suskunlukla itham ediyorlarken beni.
Bakma öyle!
Gittin ya
Hep seni giyinip kuşanıyorum
Bir türlü oturmuyor yüreğin yüreğime.
Bana emanet duruşların.
Başkalarına ait oluşundan biliyorum
Olmadığın sokaklarda nefes almanın suçuyla eziliyorum




-
Amaçsız Kafa
Tüm YorumlarŞiirlerini okurken hep aynı şeyi hissediyorum…
Sanki kelimeler değil de, içinden bir parça düşüyor sayfalara.
Herkes yazıyor belki ama herkes bu kadar hissettiremiyor.
İyi ki yazıyorsun, iyi ki varsın güzel insan..