GÖZLERİN CAM KENARI
Gözlerin cam kenarı,
Seyirdeyim, yol boyu şehristanbulu
Fermanımı yazdım bu şehrin kısrak kalbine
Koştukça kabarır, taşralı yüreği telaşın…
Canı boğazına gelip dayanıncaya dek, yedi tepenin.
Ben Ya senleyim ya da hiç….kimseyle…
Tütün kokulu saçlarımdan tanır beni rüzgârlar…
Dört mevsim seyyahım yüzünün kıvrımlı caddelerinde
Eli mahkûm avarede olsa kışımın
Her iklim Haremden kalkar mahşeri bir yalaz
Kavurur gerdanını yaz kızın…
Ben Ya senleyim ya da hiç…kimseyle
Sözüm söz …
Alnı çizgili ahdimden tanır beni vefa semti… semt oldu olalı….
Ama el öylemi
Ardıç kuşu misali kanadında yaban üvez tohumları
Konar göçer kalbur altı hikayelere…
Mor salkımlı Her dilberinin dudağını iliklemeye koyulur.
Geceleri!
Gözlerin cam kenarı…
Seyirdeyim, yol boyu şehristanbulu
Yahut nazlı gezegenindeyim metaforik bir seferin.
Sencileyin…
Her seher vaktinde Alaca bir sancıyla kıvranıp
Güneşe ısmarlasam da yokuş yukarı Babıali gülüşünü …
Dokuz doğurur her gecemde,
Düşlerimi deler denizin keskin kokusu
Dişlerimde bileylenmiş beylik bir vird vira Bismillah…
Yola çıkar o kıvrak dansıyla aşk
Şayeste bir bestenin notalarına tutunup yelkenli gemilerim
Kapılıp gitse de melodramik yaygaraya
Yine de bir çift kara gözde kalır, aklım…
Gözlerin cam kenarı …gözünü sevdiğim…
Sürüklendiğin keşmekeşin ortasında bile ordasın öylece
Asilzade ve dirayetli bir büst gibi
Derin bir huzur çökmüş çehrene
İşte o an gözlerin yine cam kıyısı
Belki puslu belki yağmurlu….
Siyah beyaz kült Bir dönem filmi izletir gibi
Otururum en ön saflarda
Ayyuka çıkmış adımız
Başrolde sen ve ben
Yol boyu hikâyeler devşirmişsin çoktan ve hiç yoktan
Merdiven altı senaryoları süpürürüm bir bir yalnızlığın terasından
Ama bilmiyorlar senle ben dokunmadık hala kalabalıklara…
Ne sen ne ben, yalabık bir sevdanın özneleri olmadık hiç…
Ne Rus edebiyatında…. Ne fransız edebiyatında
Hani Kavuşunca büyüsü kaçıveren o heyecansız ve ruhsuz dar soğuk sokaklarda
Bİz Parlayıp sönen iki deniz feneri gibi
Kristal kadehlerde yüzer aşk gemimiz,
Benden daha sarhoş, bir aşk denizi içmiş…kör kütük
Karşımda mavi kahküllü bir şehir duruyor işte görmüş geçirmiş…
Ne titanikler batırmış altın boynuzuyla toslayıp
Elini daldırdıkça tarih fışkırır…
Turabında ayak izleri koskoca kıtaların
Belki yekpare belki bölük pörçük
Çiçekli çiçeksiz bahar devrimlerinde kıyasıya ama kıyassız….savaşlar tutuşturmuş….
Tam dünyanın merkezinde kulağımda bir uğultu bırakır sessizlik uzar sahil boyu
Şirazesiz mevsimlerde
Papatyaları da hiç sevmem saçına takılmamıssa….
Ters açmışsa laleler…. Lale devirlerinde
Hele bir de yalancı turunç baharıysa mevsim
Hepten kaçar keyfim…..
Ama gözlerin cam kenarı
Otur seyreyle asırları….
Kimler gelmiş kimler geçmiş
Nalıyla , çizmesiyle ya da yalın ayak, basarak bu topraklara …..
Papatyayıda sevmem takılmamışsa saçlarına peri kızı…
Gözlerin cam kenarı ,
Seyirdeyim,yol boyu Şehristanbulu
Yahut nazlıgah dergahındayım metaforik bir seferin,
sencileyin…
Her seher vaktinde Alaca sancısıyla Belgrad ormanlarına
Ismarlasam da Yeşilçam gözlerini
Dokuz doğurur her gecemde Düşlerimi delen denizin keskin kokusu
Dişlerimde bileylenmiş beylik bir vird vira Bismillah…
Yola çıkar o kıvrak zekâsıyla aşk
Renkli kült Bir başyapıt izler gibi en ön saflarda
Ayyuka çıkmış adımız
Başrolde sen ve ben
Yazma al, selvi boy…
Kapılıp gitsem de melodramik yaygaraya yine de kara bir çift gözde kalır aklım
Gözlerin cam kenarı seyirliğim
Sürüklendiğin keşmekeşin içinde bile ordasın öylece
Asilzade ve dirayetli bir büst gibi
Derin bir huzur çökmüş çehrene
İşte o an gözlerin yine çam buğusu belki puslu belki yağmurlu
Gözlerin cam kenarı,
Gözlerin marmaraya kıyı.
FATMA DOĞAN 04.06.2026/TURHAL
Kayıt Tarihi : 14.06.2026 10:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!