? Gömün Beni Gecelere ?

Gülhatun Çakırlar Ruhumdan Siirler
59

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

? Gömün Beni Gecelere ?

༻ GÖMÜN BENİ GECELERE ༺
Bu gece cam kenarında üşüyor bütün gölgeler,
Sokak lambaları bile mahzun bakıyor yüzüme.
Perdenin arasından süzülen cılız ay ışığı,
Bir ömrün yorgunluğunu bırakıyor dizlerime.
Duvarlarda küflenmiş eski zaman nefesleri,
Saatler pas tutmuş bir hatıranın içinde.
Ben, kendi içime gömülmüş bir virâne gibi
Sessizce çöküyorum gecenin en kuytu yerine.
Yıldızlar uzak şairim…
Yıldızlar sağır bana,
Göğün bile yüzü dönük başka hikâyelere.
Ben ise her gece biraz daha eksilerek
Düşüyorum içimde büyüttüğüm uçurumlara.
Bir sevda vardı… adı hâlâ içimde kanar,
Ne kavuşabildi bana ne büsbütün gitti.
Biz bir hayalin peşinde ömür tüketirken
Zaman, avuçlarımızdan sessizce çekip gitti.
Şimdi aynalar bile yüzümü taşımıyor artık,
Bakınca kendimden yabancı biri geçiyor.
Gözlerimde bir mezarlık sessizliği büyüyor,
İçimde ölen herkes adımı fısıldıyor.
Her uykusuz gece boynuma geçirilen bir urgan,
Her sabah biraz daha ağır bir mahkûmiyet.
Saatler yürümüyor artık şairim, sürünüyor;
Zaman dediğin şey bazen yalnızca eziyet.
Hatıralar… ah o kanayan eski hatıralar…
Bir bıçak gibi dönüp dönüp bağrıma saplanır.
Unutmak dedikleri şey yalanın en büyüğü;
Bazı acılar insan sustukça derinleşir.
Dert dediğin önce bir kıvılcım düşürür içine,
Sonra bütün ömrünü küle çevirir sinsice.
Hasret öyle bir zehirdir ki şairim,
İnsan ölmez ama eksilir her gece biraz daha sessizce.
Hani derler ya “zaman her şeyi iyileştirir” diye,
Ben zamanın da çürüdüğünü gördüm içimde.
Bazı kırılışlar vardır ki tamir kabul etmez,
İnsan yaşar görünür ama gömülüdür derinde.
Bir poyraz esti gönül bahçemden yana,
Dalında ne kadar gül varsa savurdu bir bir.
Hanımeli kokan düşlerim karıştı dumana,
Geride yalnızca küflenmiş yalnızlık kaldı, ağır ve kirli bir zehir.

Kimse görmedi şairim içimde kopan fırtınayı,
Çünkü insanlar en çok sessiz yıkımlara kör olurdu daima.
Kaç mevsim geçti bilmiyorum artık…
Takvimler bile bıraktı beni çok eski yıllarda.
Perdeler kapanırken sustu son şiirim,
Ve alkışsız dağıldı içimdeki bütün rüyalar.
Şimdi aynalarda yorgun bir gölgeyim sadece,
Adımı taşıyan eski bir enkaz gibiyim.
Yarını olmayan bir sevdanın ardından
Kendi mezarına yürüyen son yolcu gibiyim.
Ne umut kaldı içimde ne bekleyen bir liman,
Bütün yollar karanlık, bütün sokaklar sağır.
Bir zamanlar uğruna öldüğüm o hayal bile
Şimdi omuzlarımda taşınmayan ağır bir kabir.
Uzatma elini artık…
Geç kaldın şairim…
Biz hiç gelmeyecek bir gidenin ardında çürüdük.
Bir kapının önünde yıllarca bekleyen gölgeler gibi
Sessizce solduk… sessizce tükenip yürüdük.
Şimdi kendi cenazemizde yapayalnızız,
Ne omzumuzda dost eli ne ruhumuza bir dua.
Toprağa değil, mısraların karanlık koynuna sarın bedenimi;
Çünkü ben çok önce öldüm bu dünyada.
Adımı geceler taşısın bundan sonra,
Rüzgâr okusun yarım kalmış hikâyemi.
Ve biri bir gün sorarsa neden sustu diye,
Deyin ki:
Bir kalbi vardı…
Yanlış bir sevgide tüketti kendini…
Gömün beni gecelere…

Gülhatun Çakırlar Ruhumdan Siirler
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 02:00:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!